Diyet, kilo verme, kilo vermek, rejim

Aşırı sıcakların hamilelere etkisi

Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alpaslan Çalışkan, aşırı sıcakların anne adaylarında ciddi problemlere yol açabileceğini söyledi.
Hamilelerin sıcaktan daha fazla etkilendiğini dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alpaslan Çalışkan, “Özellikle gebeliğinin ilk ayları ve son ayları yaz mevsimine denk gelen gebelerimiz bu konuda daha şanssız. Gebelerde birçok sistemlerdeki değişiklikler ve kan volümündeki artış, onları sıcaklara karşı daha hassas yapıyor. Küresel ısınma, anormal iklim değişiklikleri bundan sonra hayatımızın parçası olacak. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklar, vücudumuzun adaptasyon sistemini olumsuz yönde etkiliyor. Sıcak çarpması, kas krampları, bulantı, kusmada artış, kalp ritm bozuklukları, bilinç kaybı, beyin ödemi, gıda zehirlenmeleri, cilt yanıkları, alerjik hastalıklar, halsizlik, uykusuzluk gibi rahatsızlıklar anne adaylarında daha sık ve ağır seyrediyor. Her dönemde gebelerin bol sıvı almaları gerekiyor, yazın bu daha da önemli oluyor, vücudun susuz kalması, kasılmalara neden olarak erken doğumu bile tetikleyebilir. Gebelerde sık karşılaştığımız hemoroid, idrar yolu enfeksiyonları, kabızlık da bu dönemde yetersiz sıvı alımıyla veya kaybıyla daha da artar. Ayrıca sıcak havanın etkisiyle aşırı terleme, kızarıklık ve kaşıntı çeşitli deri hastalıklarına,özellikle inatçı mantar enfeksiyonlarına yol açabilir. Bu nedenle gün içinde sık sık ılık duş alınması, temizlik ve rahatlama açısından faydalı olacaktır” diye konuştu.

Anne adaylarının sıcak havalarda her zamankinden daha fazla sıvı alımına özen göstermesini öneren Çalışkan, “Günde en az 15-20 bardak sıvı tüketilmesini öneriyoruz. En sağlıklı sıvı tartışmasız su, bunun yanında taze meyve suyu, mineralli sular, yağsız ayran önerilebilir. Çay, kahve, kola gibi kafeinli ve gazlı meşrubatlar ya hiç ya da çok sınırlı tüketilmelidir. Aşırı tuzlu, baharatlı yiyeceklerden ve az pişmiş etlerden kaçınmaları önemlidir. Ayrıca kızartma yerine haşlama yöntemi ile yiyecekler yenmeli, bol sebze, meyve tüketilmeli, karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzaklaşıp, sık sık ve az miktarlarda beslenilmeli” dedi. Çalışkan, gebelerin güneşin zararlı etkilerinden korunmak için öğle saatlerinde dışarı çıkmamaları gerektiğini vurgulayarak şapka ve koruyucu krem sürerek dışarı çıkılmalı” dedi. Ayrıca, yüzmek hem sıcaklarla baş etmek hem rahatlamak için çok iyi olacaktır.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alpaslan Çalışkan, Ramazan sebebiyle oruç tutmak isteyen hamilelere de uyarılarda bulundu. Çalışkan, “Her ramazan da bu konu tekrar gündeme gelir. Gebeler kendi beslendiği gibi aynı zamanda bebeklerini de beslemek zorundadır. Anne karnındaki bebeğin kendini besleme şansı yoktur. Artan protein, enerji, mineral, vitamin desteği nedeniyle anne adayı düzenli olarak yemek ve içmek durumundadır. Sık ve az miktar da öğünlerle beslenmesini öneriyoruz. İyi beslenmemek ve açlık gebelerde, kansızlık, mide rahatsızlıkları, kan şekeri düşmesine bağlı halsizlik, sinirlilik, diş problemleri, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riski, sıvı kısıtlanmasına bağlı sorunlar oluşturabilir.Gebelikle birlikte mide,karaciğer hastalıkları,yüksek tansiyon,şeker hastalığı vb. tıbbi problemleri olanlara oruç tutmayı kesinlikle önermiyoruz.Her şartta oruç tutmak isteyenlerin,mutlaka hekimlerine danışıp, birlikte karar vermelerini öneriyoruz” dedi.

Etiketler: , ,

Aşırı sıcakların hamilelere etkisi

Hadi Yorum Yazalım 17.08.2010

Aşırı kıllanma hastalığı

Hirsutism (aşırı kıllanma) kadınlardaki kılların aşırı artmasına verilen durumdur.

Kadınlarda hirsutism var denilebilmesi için hangi bölgelerde kıllanma görülmesi gereklidir?

Bu kıllanma erkek tip kıllanma, yani bıyık ve sakal bölgesinde kıllanma görülmesi ve kol ve bacaklarda da kılların normalden kalın olması şeklindedir.Bu durumda göğüs bölgesinde ve cinsel bölgenin dışındaki karın ve kalça bölgesinde kıllanma vardır.

Hangi durumdabir kadında hirsutism var, hangi durumda kıllanmanın düzeyi normaldir denilebilir?

Bu durum kültürel ve ırksal faktörlere göre değişebilir. Ama hirsutismus oldukça yaygındır. Hirsurism genellikle ailesel ve genetik orijinlidir. genellikle bu tip ailelerde herkez kıllı olduu için bu durum normal kabul edilir. Ama bazı toplumlarda da bu durum istenmeyen bir hadisedir.

Hirsutismus hormonal faktörlere bağlı olarak mı gelişir?

Bazı hirsutismi bulunan kadınlarda hormonlar(testesteron_erkeklik hormonu) artmasına rağmen, çoğu kadında hormon seviyeleri normaldir. Bu kadınlarda kıl kökleri çok az miktarda hormona aşırı duyarlıdır. Bu durumda kıllar hızlı uzar ve kalındırlar. Kıllanma genellikle ergenlik döneminde başlar ve yaşlandıkça artar.

Hastalara hormon testleri yapılmalı mıdır?

Hirsutismin yüksek hormon düzeylerine bağlı olup olmadığını saptamak için kanda hormon düzeylerine bakmak gerekir.

Hormonlardaki yükseklik hangi durumlarda oluşur?

Beyinde hormon salgılayan hipofiz bezi ve böbrek üstü bezindeki tümörler hormon tahlilllerinde yükselmeye neden olur. Kandaki prolaktin ve kortizol düzeylerine de bakılmalıdır.

Hormon tehlillerinden başka tetkik yapılması gerekir mi?

Yumurtalıklarda polikistik over sendromu olup olmadığını anlamak için ultrasonografi yapılmalıdır.

Hirsutism hangi fiziksel yöntemlerle tedavi edilrebilir?

Tedavide kalıcı olmayan bazı yöntemler uygulanabilir.

Kalıcı olmayan bu yöntemler nelerdir?

  • Kılların rengini açma: Kılların renginin çeşitli kimyasallarla azaltılması kılları daha az belirgin hale getirir.
  • Depilatör kremler: Bu kremler perma solüsyonlarında bulunan thioglikolat içerirler. Bu kremler kıllı alana sürülüp 15-30 dakika bekletilmelidir. Sonra krem silindiğinde kıllarında kremle birlikte döküldüğü görülecektir. Bazen bu kremler cildi tahriş edip dermatite yol açabilirler.
  • Traşlama: traşlama işleminin günde 2 kez yapılması gerekbilir. traşlam olayaı kılları kalınlaştırmaz.
  • Ağda: Ağda işlemi 6 haftada bir tekra edilmelidir.
  • Epilady: Bu cihazlar kılı çekerek etkili olurlar.

Kalıcı yöntemler nelerdir?

  • Elektrolisis/termolisis: Bu yöntemle kıllar kalıcı olarak ortdan kaldırılabilir, fakat bu uzun sürer. İnce kişiye özel steril bir iğne kıl köküne sokulur minimal düzeyde bir elektrik akımı verilir, bu akım ısıya dönüşerek kılı harap eder. Küçük alanlara bir kaç haftada bir uygulamulanana yapılır. Uyulanacak alan çok geniş ise işlem maliyeti artar. Uygun yapılmayan tedavi ile iz kalabilir.
  • Lazer tedavisi: Sozamanlarda uzun dalga boylulaserler epilasyon yöntemi olarak kullanılmaktadır. Zaman geçtikçe bulaserlerin etkinlikleri daha net olarak belli olacaktır.

 

Fiziksel epilasyon yöntemlerinin yan etkileri nelerdir?

Ağda, traşlama gibi yöntemlerle folikülit gelişebilir. Bu durumda tedavi edilen kıl kökleri iltihaplıdır ve ağrılı sivilce benzeri bir oluşum meydana gelir. Folikülit haftalarca sürebilir. Bu durumda işlem en azından kısa bir süre durdurulmalıdır.

Hirsutismus medikal olarak nasıl tedavi edilir?

Hormon tedavisi: Orta ve şiddetli düzeyde hirsutismi buluna bayan hastalarda antiandrojen maddeler içeren ilaçlar kullanılır. Nu ilaçlar erkeklik hormonları iel karşı etkileşime girerler. Bir çok olguda kıl uzam süresi yavaşlar, kıllar daha ince ve daha az görünebilir hal alır. Belirgin iyileşme görülmesi için 6-12 ay geçmesi gerekir ve tedavi yıllarca sürdürülmelidir.

Bu hormon ilaçları nelerdir?

  • Spironolakton: 50-200 mg dozunda aşırı kıl gelişimini yavaşça azaltır. Bazen doğum kontrol haplarıyla birlikte kullanılabilir. Yan etki olarak göğüslerde hassasiyet ve adet düzensizliği yapabilir.
  • Doğum kontrol hapları: Bir çok düşük doz kombine haplar faydalı olabilmesine rağmen, Diane 35 özellikle spesifik antiandrogenik aktiviteye sahiptir. (erkeklik hormonu karşıtı etki) Bu haplar siproteron ve östrojen içerirler. Yan etki olarak özellikle ilk aylarda adet dönemleri arasında kanama, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı yapabilir. Doğum kontrol hapları her kadın için uygun olmayabilir.
  • Siproteron: Adet siklusunun ilk on günü 50-200 mg dozda doğum kontrol hapları ile birlikte kullanımı oldukça etkilidir. Kilo artışı, depresyon ve libido kaybı yapabilir.

Hirsutismin tedavisini hangi branş uzmanları yaparlar?

Eğer hirsutisminiz var ise muhakkak dermatoloji, jinekoloji veya endokrinoloji uzmanlarına başvurmalısınız.

Etiketler: , , , , ,

Aşırı kıllanma hastalığı

Hadi Yorum Yazalım 31.07.2010

Ünlülerin tatil diyeti

Ünlülerin 18 günde tam 7 kilo verdiği tatil diyetini yaz günlerinde hatta tatilde kolaylıkla uygulayabilirsiniz. Genel kurallarından şaşmadıkça bu diyet kesin çözüm sunuyor.

Genel kurallar:
* Her gün iki litre, yani 12 bardak su içilecek.
* Sabah aç karnına ve gece yatarken mutlaka 2′şer bardak su içilecek. Su yemek arasında değil, ancak yemeklerden bir saat sonra içilecek.
* Peynirin, yağın her türü yasak.
* Suyun dışındaki tüm içecekler yasak. Soda ve diyet kolalar dahil.
*
Kahvenin tüm çeşitleri yasak.
* Yenmesine izin verilen sebzeler karnıbahar, patlıcan, kabak ve taze fasulye. Patlıcanın sadece közlemesine izin var. Havuç, patates asla yok.
* Tuz, şeker kesinlikle yok. Karabiber istenirse kullanılabiliyor.
* Konserve yiyecekler, sucuk, pastırma da kesinlikle yok.
* Her gün için sadece kahvaltıda bir dilim diyet kepek ekmeği yenebilir.
* Süt yasak, diyet yoğurt limitli.

Sabah:
Bir dilim diyet kepek ekmeği, teflon tavada yağsız olarak çevrilmiş bir avuç taze mantar, bir adet domates, bir adet salatalık (Haftada iki gün katı yumurta yenebilir).

11.00′de bir adet salatalık.

Öğle:
Bir dilim haşlanmış beyaz tavuk eti veya balık. Üzerine sadece limon sıkılmış bol kıvırcık salata. Bir adet domates, bir adet salatalık.

16.00′da bir adet ekşi elma (Haftada iki gün elma yerine kivi yenebilir).

Akşam:
Üzerine iki kaşık diyet yoğurt konmuş bir avuç haşlanmış sebze (Öğle yemeğinde balık ya da et yenmişse akşamı sebze yenecek. Böylece sebze-et dönüşümü uygulanacak). Bir avuç haşlanmış taze karides.

22.00′de bir adet ekşi elma.

Etiketler: , , , ,

Ünlülerin tatil diyeti

Hadi Yorum Yazalım 29.07.2010

İltihaplı sivilce ve aknelerden kurtulmak

İltihaplı Sivilce Ve Akneler İçin Maske Tarifleri:

Bir miktar marul yaprağını iyice yıkayıp mikserde sıkıp özsuyu ile birlikte sabah ve akşam sivilceli bölgeye sürün. Sivilceler geçene kadar işleme devam edilir.
Bir litre suyun içine bir avuç taze ceviz yaprağı eklenip, kaynatılır. Süzüldükten sonra günde iki kez pamuk yardımıyla sivilceli bölgeye sürülür.

- 1 turp kabuklarıyla birlikte rendelenir. Şişeye doluncaya kadar rendelenmiş turp ile doldurulur. Daha sonra içine elma sirkesi ilave edilir. Bir hafta sıcak bir yerde bekletilir. Karışım hazır olunca her defasında çalkanarak sabah akşam sivilceli bölgeye sürülür. Uygulama cilt sivilcelerden temizlenene kadar devam eder.

- Bir miktar taze dokuzdonlu yıkanıp, temizlendikten sonra nemli halde mikserden geçirilip bir tülbent yardımıyla sıkılarak elde edilen özsuyu sivilceli bölgeye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir kahve fincanı vazelin ile bir tatlı kaşığı ardıç katranı iyice karıştırıldıktan sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölge yıkanır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir miktar tıbbi ayı sarımsağı yaprağı veya soğanları iyi­ce yıkanıp temizlendikten sonra ince ince, doğranıp bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar saf ispirto eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Gerektiğinde şişe çalkalanarak günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere si­vilceli bölgeye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar de­vam ettirilir.

- Bir litre suyun içine dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı andız otu kökü ve yine bir çorba kaşığı ince kı­yılmış andız otu yaprağı katılıp kaynatılmasının ardından süzü­lerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli böl­geye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir su bardağı kaynar suyun içine bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kafesli sapsız diken katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek yansı sabah diğer yarısı ise akşam üzeri içilir.

- Bir kahve fincanı vazelin ile bir tatlı kaşığı huş ağacı kat­ranı iyice kanştınldıktan sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölge yıkanır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir litre suyun içine bir çorba kaşığı ince kıyılmış cin saçı (eftimon/kuskut) katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek si­vilceli bölge bu suyla yıkanır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış taze ceviz yap­rağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölge yıkanır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Yarım litre suyun içine çok ince kıyılmış bir avuç koyun otu katılıp içindeki malzeme sulu lapa haline gelene kadar kaynatılıp el­de edilen lapa sivilceli bölgenin üzerine sürülür. İltahaplı sivilcelere çok faydalıdır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir litre soğuk suyun içine bir avuç ince kıyılmış taze hin­diba kökü katılır, oniki saat bekletilip, kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölge yıkanır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir kahve fincanı vazelin ile bir tatlı kaşığı asidborik iyi­ce karıştırıldıktan sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölge yıkanır. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir çay fincanı soğuk suyun içine bir çay kaşığı ince kı­yılmış taze hindiba kökü katılır, oniki saat bekletilip, kaynatıl­masının ardından süzülerek yansı kahvaltıdan yarım saat önce, diğer yansı ise kahvaltıdan yarım saat sonra içilir. Bu durum si­vilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Yarım litre suyun içine çok ince kıyılmış bir avuç çiriş otu kökü katılıp içindeki malzeme sulu lapa haline gelene kadar kaynatılıp elde edilen lapa sivilceli bölgenin üzerine sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı ince kı­yılmış taze şahtere otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre bek­lendikten sonra süzülerek günde üç öğün tekrarlanarak içilir.. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir litre suyun içine bir avuç ıhlamur atılıp kaynatılması­nın ardından süzülerek, sıcak ıhlamurlu suyun içine batırılacak küçük bir havluyla sivilcelerin üzerine kompres yapılır. Bu du­rum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir su bardağı kaynar suyun içine iki çay kaşığı ısırgan otu katılıp demlenmesi İçin kısa bir süre beklendikten sonra sü­zülerek içilir. Bu çay günde dört kez tekrarlanır. Bu durum sivil­celer geçene kadar devam ettirilir.

- Bir litre suyun içine bir avuç papatya atılıp kaynatılması­nın ardından süzülerek, sıcak ıhlamurlu suyun içine batırılacak küçük bir havluyla sivilcelerin üzerine kompres yapılır. Bu du­rum sivilceler geçene kadar devam etti

- Yarım litre suyun içine çok ince kıyılmış bir avuç çörek otu katılıp içindeki malzeme sulu lapa haline gelene kadar kay­natılıp elde edilen lapa sivilceli bölgenin üzerine sürülür. Bu du­rum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir miktar taze köpekdili yıkanıp, temizlendikten sonra nemli halde mikserden geçirilip bir tülbent yardımıyla sıkılarak elde edilen özsuyu sivilceli bölgeye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı ince kı­yılmış taze kestane çiçeği katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez. sabah ve akşam ol­mak üzere sivilceli bölgeye sürülür.

- Bir litre suyun içine bir miktar şalgam atılıp kaynatıldıktan sonra suyun içinden alınarak ezilmek suretiyle lapası yapılıp sivilce­li bölgeye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Bir cezvenin içine yanm su bardağı sirke, bir çay kaşığı ince kıyılmış nar kabuğu, yine bir çay kaşığı şap ve bir çay bar­dağı su katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölgeye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

- Yarım su bardağı domates, iki çorba kaşığı saf ispirto ve iki çay kaşığı gliserin hepsi bir arada iyice karıştırıldıktan sonra, gün­de iki kez, sabah ve akşam olmak üzere sivilceli bölgeye sürülür.

- Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir tatlı ka­şığı keçisakalı ile bir çorba kaşığı vazelin veya saf inekyağı karıştırılıp sivilceli bölgeye sürülür. Bu durum sivilceler geçene kadar devam ettirilir.

Etiketler: , ,

İltihaplı sivilce ve aknelerden kurtulmak

Hadi Yorum Yazalım 11.07.2010

Kalori yakmanın 20 yolu

Sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz. Nasıl mı?

Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz.
1- Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.

2- Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur.

3- Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz.

4- Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun.

5- Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu.

6- Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız.

7- Öğün aralarında yeme istedi doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor.

8- Ayakta hiçbir şey yemeyin.

9- Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın.

10- Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin.

11- Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakika dışarıda oturmaya ya da yürüyüş yapmaya özen gösterin. Çünkü gün ışığı yeme isteğinizi kontrol etmenize yardımcı oluyor.

12- Sağlıklı şeyler yiyin. Dışarıda yemek yediğiniz zaman çocuk mönüsü ya da sossuz salata yiyin.

13- Kendinizi çok fazla zorlamayın. Diyet programınızı yaparken 1200 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin.

14- Bahçe işleriyle uğraşın. 1 saat bahçe işiyle uğraşmak 500 kalori yakmanızı sağlar.

15- Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın.

16- Ev işi yaparak da kalori yamanız mümkün. Ufak tefek ev işleriyle uğraşın.

17- İp atlayın. Bu muhteşem bir egzersizdir ve diğerlerinden daha eğlencelidir.

18- Sık ama az yiyin.

19- Çikolatayı çok seviyorsanız, her akşam bir parça (küçük tabi ki) çikolata yiyin.

20- Kendinizi sıkıntıya sokmayın, her şey beyinde biter.

Etiketler: , ,

Kalori yakmanın 20 yolu

Hadi Yorum Yazalım 10.07.2010

Kan tükürme ve kan kusma

Solunum sisteminden yani akciğerlerden, bronşlardan, trakeadan ve gırtlaktan gelen kanın ağızdan çıkışına hemoptizi veya kan tükürme denir. Mideden gelen veya kusu­lan kana ise hematemez denir. İkincisi mide suyu ile karıştığından hem daha faz­la miktarda, hem de sindirilmiş olduğun­dan koyu renkte yani kahve telvesi görü nümündedir. Hemoptizi şikâyeti olan hastanın önce ağız, burun ve geniz bölgesi (rinofarinks) herhangi bir travma veya yabancı bir ci­sim bakımından tetkik edilmelidir. Daha sonra akciğer tüberkülozu, bronşektazL amfizem, pnömoni, akciğer apsesi veya kanseri ve kalp hastalığı bakımından araş­tırılmalıdır. Bu amaçla röntgen filmi çektirmeli ve balgam muayenesi yaptırılmalıdır. Ayrıca ba­zı kan hastalıklarında (purpura, pernisiyöz anemi, lösemi), vitamin eksikliğine bogh kanama diyatezlerinde (C vitamini ve K vi­tamini), kızamıkta ve yüksek tansiyonda da hemoptizi meydana gelebileceği bilinmektedir. Bazı genç kadınlarda âdet günlerinde hemoptizi görülebilir. Hematemez şikâyetinde bulunan hastada kan ya mideden (gastrit) veya ducder ülserinden gelmiş olabilir. Bu arada kan barsaklarda sindirilerek dışarıya çıkaca­ğından dışkı kanla karışık siyah bir renk alır ki buna tıp dilinde melena denir. Henatemez ve melena yapabilen hastalıkla­rın başında peptik ülser gelmektedir. Mide veya onikiparmak barsağındaki yaranın bir kan damarına ulaşması ve onu zedele­mesi sonucu fazla miktarda bir kanama yani hematemez görülür. Ayrıca karaciğer sirozunda ve ozofagus (yemek borusu) va­rislerinin yırtılmasında da kanama olabilir Bazı ilaçlar (aspirin, kortizon, fenilbuta-zon. oksifenbutazon ve antikoagulan ilaç­lar vb.), ateşli hastalıklar (kızamık, kızıl, cicek vb.) mide ve barsak kanamasına yol açabilirler. Bazı mide-barsak kanamaları çok tehlikeli atabileceğinden bu gibi kanama belirtileri görüldüğünde hemen doktora başvurup tetkik yaptırmalıdır. Acil durumlarda ise hastaneye kaldırılıp kan vermek ve cer­rahi bir müdahalede bulunmak suretiyle hastayı kurtarmak mümkün olabilir.

Etiketler: , , ,

Kan tükürme ve kan kusma

Hadi Yorum Yazalım 06.07.2010

Yağlar kadında kalçada toplanır

Kilo arttıkça da ani sağlık sorunları ortaya çıkar.

İKİ ÇEŞİT YAĞ VAR!

Cinsiyete göre yağ kitlesinde farklılaşma olur mu? Kadın ve erkeklerdeki yağ kitlesi arasında bir fark var mı?

Kadınlardaki yağ kitlesi, erkeklere göre daha fazladır. Kadınlarda yağlar kalçada; erkeklerde ise karında toplanır. Metabolik bozukluk yapan karındaki yağlardır. Karın yağları ikiye ayrılır. Karın duvarının üzerindeki ciltle kas arasında yağ birikir. Ama bu, o kadar zararlı değildir. İkinci tür yağlanma ise kas dokusunun altındaki organların yağlanmasıdır. Metabolik bozukluklara yol açan yağlanma, bu tip yağlanmadır. Bu yağ, kana karışabilir. Hormonlar, vücuttan atılabilir.

Yağ hücreleri vücutta nasıl çoğalır?

Kas dokusunun altındaki organlarda yağ hücrelerinin sayısı artar. Hasta, obezitede kilosunu kontrol edemez. Bir anda çok kilo alır. Kilodaki değişimler tehlikelidir.

Vücutta kaç çeşit yağ vardır? Bu yağların, özellikleri nelerdir?

Vücudumuzda kahverengi ve beyaz yağ dokuları vardır. Kahverengi yağ dokuları; vücuda ısı verir. Beyaz yağ dokuları ise, vucütta kalır. Kilo artışına neden olur.

O zaman kahverengi yağ dokusuna yararlı yağlar diyebilir miyiz?

Tabii ki. Kahverengi yağ dokusu aslında koruyucudur. Bu yağ dokusu azalırsa, kişinin obezite ve şeker hastası olma riski çok artar. Yani ‘Leptin Rezistansı’ söz konusudur. Yağ dokusu artarsa, leptin beyne ‘yeter artık yeme’ komutu verir. Ama obezlerde beyin artık bu emri vermiyor. Leptin üzerine müdahale edecek tedaviler araştırılıyor. Ancak henüz bulunamadı.

OBEZİTE SINIRI DÜŞTÜ

Bir kişinin obez olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz?

Vücut kitle endeksi aracılığıyla bakıyoruz. Şöyle ki; vücut kitle endeksi 30′un üzerinde olan kişilere biz ‘obez’ diyorduk. Ancak son araştırmalar gösterdi ki; kilo nedeniyle oluşan hastalıkların başlangıç seviyesi vücut kitle endeksinin altında. Artık vücut kitle endeksi yüzde 25′in biraz üstünde olduğu zaman bile kilo nedeniyle oluşan hastalıklar fazlalaşıyor. Artık obezite sınırının aşağı indirilmesi düşünülüyor. Yüzde 27′lere falan indirilecek. Eğer vücut kitle endeksi 30 ise haftada bir kilo verilmeli.

KADINLAR DAHA KOLAY KİLO ALIR

Kadınlar daha kolay kilo alır, erkekler daha çabuk kilo verirler.

Erkeklerin metabolizması daha hızlıdır. Çünkü kas kitleleleri daha fazladır.

Erkeklerde obezite, erkeklik hormonunun azalmasına neden olur. Testosteron yağda eridiği için miktarı azalır.

Kadınlarda da karın içi yağlar androjen algısını artırdığı için menopoz öncesinde kıllanma gibi erkekleşme sorunları da başgösterir.

Obezite, erkeklerde daha çok prostat yapar. Karın içi yağlanma erkeklerde daha fazladır.

Kadınlarda yağlar kalça bölgesinde toplanır. Kadınlardaki kilo vücuda daha az hasar bırakır.

Erkeklerin kiloları daha tehlikelidir. Şeker ve tansiyon gibi hastalıkları daha çok arttırır.

OBEZ KADINLARIN YÜZDE 40′I POLİKİSTİK OVER!

Obeziteden korunmak için ne yapmak gerekir?

Öncelikle diyet sözcüğünün ortadan kaldırılması gerekiyor. Onun yerine sağlıklı beslenme sözcüğü tercih edilmeli. Çünkü diyet sözcüğü herkes için çok antipatik…

KİLO VERMELİLER!

Son dönemde kadınlar arasında polikistik over hastalığı hızla yayılıyor. O hastalıkta da kişi, yemek yemese bile kilo alıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Polikistik over sendromunun, büyük oranda obezite ile ilişkili olduğu anlaşıldı. Polikistik over hastalarının yüzde 40′nın obez olduğu görüldü. Bu arada kilo verilmesiyle polikistik over’ın tedavi olabildiği de kanıtlandı. İnsülin direnci yüksek olan hastalarda, polikistik over de ortaya çıkıyor.

TEK YÖNLÜ DİYETLER VÜCUDA HASAR VERİYOR!

Peki obezite erkeklerde ve kadınlarda ne gibi rahatsızlıklara neden oluyor?

Erkeklerde kanser yüzünden ölümlerin yüzde 14′ü, kadınlarda ise yüzde 20’sinden obezitenin sorumlu olduğu kanıtlandı.

EN AZ 800 KALORİ OLMALI!

Son dönemde ortaya çıkan ve çok moda olan diyetlere karşı mısınız?

Moda diyetler, tek yönlü gıda alımı olmadığı sürece karşı değilim. Ama tek yönlü ve açlık yapacak diyet programıyla bunlar geçici oluyorlar ve hasar bırakıyorlar. 800 kalorinin altında bir diyeti erişkin tolere edemez. Birkaç gün ve birkaç haftadan sonra bir şekilde insülin hormonu yükselir, vücut bu diyeti reddeder. Kişi bayılacakmış gibi olur, ihtiyacı olandan fazla yemek yer.

KİLO YAPAN HASTALIKLAR

İNSÜLİN DİRENCİ:

İnsülin hormonu, şekeri düşüren bir hormondur. Ama bazı durumlarda insülin hormonu, bu etkiyi gösteremez. İnsülin hormonu yağda eriyen bir hormondur. Vücut yağ kitlesi, ne kadar yüksek olursa insülin hormonu seviyesi o kadar düşer. Etkin insülin hormonu seviyesi kanda azalır. Kan testi yapılıp birkaç damla kandan insülin direnci ölçülebilir. İnsülin direnci için insülin hormonunun hassasiyetini artırıcı ilaçlar verilir. Hasta zayıflatılınca da, tedavi edilmiş olur. İnsülin direnci karın içi yağlarının artmasına, kalp, kolesterol, Hipertansiyon ve şeker gibi hastalıklara yol açar. Bu da metabolik sendrom anlamına gelir. Metabolik sendrom; karın çevresinin genişliği 102 olan erkeklerde, kolesterol ve kan şekeri yüksekliğine neden oluyor. Kilo verildiğinde metobolik sendrom da tedavi oluyor.

HAŞİMOTO HASTALIĞI:

Son yıllarda görülme sıklığı çok arttı. Bu hastalık, daha önce var mıydı, atlanıyor muydu bir şey söyleyemiyoruz. Laboratuvar tekniklerinin gelişmesiyle gizli haşimoto hastalıkları ortaya çıktı. Buradaki problem, tiroid bezinin vücuda yabancılaşması sonucu vücudun tiroid bezini bir şekilde reddetmesidir. İlk başta tiroid bezi çok çalışır. Bu sırada hasta zayıflayıp terler. Bunun sonucunda bezin çok çalışması ilaçlarla durdurulur. Eğer hasta takip edilmezse ve ilacını almaya devam etmezse, bu hastalığın normal seyri fonksiyonunu kaybeder. Hasta hipotiroide girer.

ŞEKER HASTALARI GENELDE OBEZ!

Obezite dünyada neden bu kadar önemli?

Çünkü Amerika’da her yıl 300 bin kişi, sırf obezite ve kiloları nedeniyle ölüyor. Başka ülkelerde bu konuda yapılan bir çalışma henüz yok. Bu arada şeker hastalarının yüzde 80′inin de obez olduğu unutulmamalı!

TEK YÖNLÜ DİYETLER VÜCUDA HASAR VERİYOR!

Peki obezite erkeklerde ve kadınlarda ne gibi rahatsızlıklara neden oluyor?

Erkeklerde kanser yüzünden ölümlerin yüzde 14′ü, kadınlarda ise yüzde 20’sinden obezitenin sorumlu olduğu kanıtlandı.

EN AZ 800 KALORİ OLMALI!

Son dönemde ortaya çıkan ve çok moda olan diyetlere karşı mısınız? Moda diyetler, tek yönlü gıda alımı olmadığı sürece karşı değilim. Ama tek yönlü ve açlık yapacak diyet programıyla bunlar geçici oluyorlar ve hasar bırakıyorlar. 800 kalorinin altında bir diyeti erişkin tolere edemez. Birkaç gün ve birkaç haftadan sonra bir şekilde insülin hormonu yükselir, vücut bu diyeti reddeder. Kişi bayılacakmış gibi olur, ihtiyacı olandan fazla yemek yer.

Etiketler: , ,

Yağlar kadında kalçada toplanır

Hadi Yorum Yazalım 02.07.2010

Profiloplasty nedir

Yüzyıllardır, gözlerin, burnun, kaşların, dudakların birbirine mesafesindeki uyumla belirlenen altın oran, Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sının altın oranıyla da popülerleşerek günümüze dek ideal güzelliği tarif etti. Bugün, kendi altın oranımıza Profiloplasty uygulamasıyla kavuşabiliyoruz. Profiloplasty özetle; yüzdeki herhangi bir uygulamanın diğer tüm uzuvlarla da uyumlulaştırılması sürecini tanımlıyor ve teoride matematiksel bir işlem iken pratiğe döküldüğü zaman bir sanat halini alıyor.

Kim daha güzel, orantılı bir yüze sahip olmak istemez? Plastik cerrahi ve diğer medikal estetik uygulamalar bu istek etrafında; kusurları gidermek ve güzellikleri öne çıkarmak için çalışır.

Özellikle yüzümüzde genel beğeniye ve kendi estetik anlayışımıza uygun bir görünüme sahip olmak isteriz. Daha küçük bir burun, dolgun yanaklar, gergin alın gibi.

Güzellik anlayışı kültürden kültüre değişse dahi, genel olarak güzellikle uzlaşılan ve bilimsel olarak da açıklanabilen bir ölçü vardır. Leonardo da Vinci ile popüler olmuş bir kavram olan ‘altın oran’ kabaca, büyüğün küçüğe oranı olarak ifade edilir. Yüzün boyu / Yüzün genişliği; Dudak- kaşların birleşim yeri arası / Burun boyu; Yüzün boyu / Çene ucu-kaşların birleşim yeri arası;

Ağız boyu / Burun genişliği; Burun genişliği / Burun delikleri arası; Göz bebekleri arası / Kaşlar arası gibi.

Aslında burnumuzu büyük, çenemizi dar, yanaklarımızı çökük bulup, plastik cerrahiden destek almak isterken, bilerek ya da bilmeyerek bu orana yaklaşmaya çalışmaktayız.

Plastik cerrahi artık bunu daha bilimsel yapıyor ve Profiloplasty ile tek bir bölgeyi düzeltmek yerine, onun diğer bölgelerle, örneğin bir burun ameliyatı söz konusuysa, burnun çeneyle, dudaklarla, yanaklarla, alın ve kaşlarla orantısını da gözetip tamamını birbiriyle uyumlu hale getirecek ve ideal orana yaklaştıracak çözümler sunuyor. Yöntemin uygulayıcısı Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Naci Çelik; Profiloplasty’nin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve beklenen sonuçları hakkında bilgi verdi.

Profiloplasty nedir?

Profiloplasty kısaca tarif edilecek olursa kişinin yandan görünümünü düzeltmeyi amaçlayan işlemlerin tümü olarak tanımlanabilir. Tabi ki yandan görünümde asıl belirleyici faktör burun ve dolayısıyla burnu düzeltici işlem olan rhinoplasty’dir. Maalesef pek çok doktor yüz görünümündeki şikâyet nedeniyle başvuran hastalarda işlemin basitliği ve hastaya maliyetinin fazla olmaması nedeniyle hastalara sadece rhinoplasty işlemini önermişlerdir. Bu da burun ameliyatı olduğu halde hala kendisinin daha güzel ya da daha yakışıklı olduğunu hissetmeyen hastaların sayısının artmasına ve yüze uygun olmayan yapay görünümlü burunların artmasına neden olmuştur. Haliyle burun ameliyatı olmak isteyen hastalar çevrelerindeki bu kötü örnekleri görerek yaptırmak istedikleri bu operasyonu yaptırmaktan vazgeçmişlerdir.

Profiloplasty hastanın sadece yüzünün yan ve oblik (yan ile karşı arası duruş) görünümünü değerlendirmekle kalmaz bu görünüm üzerindeki etkisi olan ünitelerin kendi aralarındaki açı ve oranları da dikkate alır.

Profiloplasty’nin tek tek plastik cerrahi işlemlerinden farkı nedir?

Profiloplasty yüzü bir bütün olarak değerlendirir ve

Alın-burun açısı

Burun-dudak açısı

Burun-çene açısı

Çene-Çene altı oran

Çene- boyun açısı

Kulak-burun büyüklüğü oranı gibi oranları da dikkate alınarak bir uygulama programı önerir.

Örneğin burun ameliyatı olmak için başvuran iri burunlu bir hastada aynı zamanda iri bir çene varsa hastanın sadece burnuna yapılacak bir işlem iki şekilde sonuçlanır:

Hastanın burnu çeneyle orantılı olacak şekilde iri bırakılır ve sonuçta burun şekil olarak güzel olsa bile hastanın burnu ve çenesi eski iriliğinde kalacağı için yüz hatları kaba olur. Bu tür bir işlem sonrası hasta ve çevresi operasyonun hiçbir işe yaramadığını düşünürler çünkü iri burun hâlâ iri burundur.

Hastanın burnu küçültülür çenenin iriliğine göre ayarlanmaz ve sonuçta yüzle uyumlu olmayan çok güzel görünümlü olsa bile çok yapay görünen ve hastayı kesinlikle mutlu etmeyen orantısız bir burun ortaya çıkar.

Böyle bir hastada yapılması gereken işlem aynı operasyonda belki de çene ucundaki kemiğin hafifçe törpülenmesi ve yapılacak burnun yeni çeneye göre ayarlanması olmalıdır ki hasta sonuç olarak yüzüne uyumlu ve hoş bir burna kavuşsun.

Profiloplasty ile neler yapılabilir ve hangi bölgelere uygulanabilir?

Alın: Örneğin alın çok düzse yağ enjeksiyonları ile alın konveks bir şekle getirilebilir. Saç çizgisi çok aşağıda yerleşmiş hem erkek hem de kadınlarda epilasyon ile saçların alınması sağlanarak dar alın daha geniş bir hale getirilebilir ya da saçlar dökülerek saç çizgisinin gerilediği durumlarda saç ekimi yapılabilir. Tüm bu işlemler kişinin yan görünümü üzerinde belirleyici olurlar.

Kaşlar: Düşük kaşlara kaş asma yapılarak kaş ucunun lateral kantusa olan mesafesi artırılarak gözler açığa çıkartılabilir.

Burun: Rhinoplasty işlemi ile burun küçültülebilir, büyültülebilir ucu kaldırılıp indirilebilir veya burun uzatılıp kısaltılabilir.

Yanaklar: Yaşlı yüzde sarkmış olan yanaklar asılarak kaldırılabilir ya da şişman görünümlü yanaklar daha zayıf görünümlü hale getirilebilir. Elmacık kemikleri belirginleştirilebilir. Yanaklara dolgu yapılarak yüze daha dinlenmiş bir ifade verilebilir.

Dudaklar: Anatomik olarak üst dudak hafifçe alt dudağın (1-2 mm) önündedir ve alt dudak üst dudağa göre daha kalındır. Bazen rhinoplasty adayı bayanlarda işlemin en önemli noktalarından birisi dudağın dolgu maddeleri veya hastanın kendi yağları ile kalınlaştırılmasıdır.

Çene: Profiloplasty’de burundan sonra en önemli etkili faktör çenenin değerlendirilmesidir. Çene ucu problemleri çok çeşitlidir:

Ülkemizde en sık görülen deformite mentumun geride olması ve çene yüksekliğinin kısa olmasıdır. Bu kadınlarda yuvarlak bir yüze neden olurken erkeklerde de zayıf yüz hatlarına neden olur. Dolayısıyla profiloplastyde en sık uygulanan çene düzeltici yöntem augmantasyon mentoplasty yani çene ucu büyültme ameliyatıdır.

Gıdı bölgesi: Submental bölgedeki yağ fazlalığı hastanın çenesinin olduğundan daha kısa görünmesine yol açar. Bu bölgeye yapılacak basit bir liposuction ya da submental yağ eksizyonu çene konturunu düzgünleştirir.

Boyun bölgesindeki kırışık deri boyun germe operasyonu ile düzeltilebilir. Bu işlem daha çok orta yaş ve üzeri hastalarda uygulanmalıdır.

Kulaklar: Kulaklar genel olarak karşıdan veya arkadan bakıldığı zaman deformiteleri daha çok görülen organlar olmakla birlikte profilden de normal anatomide tüm kulak kepçesinin kıvrımları tam olarak görülmelidir. Kepçe kulak deformitesi olan hastalarda bunun düzeltilmesi yandan görünüme büyük katkıda bulunur.

Profiloplasty’nin uygulama süreci nasıl işler?

Başvuran hastaların bir kısmı problemin sadece bir yönünü görebilir, örneğin istediği ölçüde bir burunun dar bir çenede uygun olmayacağını hesap edemeyebilir. Burada rol plastik cerraha düşer. Hastanın ön, yan ve oblik resimleri çekildikten sonra bunlar üzerinde çalışmalar yapılır. Bilgisayar yardımıyla yukarda bahsettiğimiz ünitelerin birbirleriyle ilişkisi ortaya konur ve açılar ile oranlar ölçülür. Ardından uygun görülen düzeltmeler yapılarak hastaya muhtemel sonuçlar sunulur.

Profiloplasty matematik ve bilgisayar programlarıyla kişiye en uygun yüzün kazandırılması mıdır?

Profiloplasty teoride matematiksel bir işlem iken pratiğe döküldüğü zaman bir sanattır.

Basit bir dolgu işlemi bir medikal estetisyen tarafından yapılabilir. Bir burun ameliyatını kulak burun boğaz doktoru yapabilir. Yanaklara dışarıdan verilecek dolgu malzemeleriyle bir dermatolog tarafından şekil verilebilir. Hatta bir oftalmolog göz kapaklarınız ve kaşlarınıza estetik operasyon yapabilir. Ancak sadece bir plastik cerrah bunların hepsini ve daha fazlasını bir arada değerlendirerek sizin için en uygun operasyon veya operasyonlar dizisini önerip uygulayabilir.

Profiloplasty uygulanmış hasta, tek bir işlem görmüş hastaya oranla ne kazanır?

Profiloplasty ile genel bir uyumlulaştırma süreci, hastaya, her şeyden önce özgüven, harcadığı zaman ve paranın tam karşılığını aldığı tatminini kazandırır.

Burun ameliyatı olduktan sonra, güzel bir buruna ama yine de güzel olmayan bir yüze, ya da defalarca burun ameliyatı olup memnun kalmayanlara mutlaka rastlanmıştır. Profiloplasty, yüzün herhangi bir uzvundaki radikal değişikliğin diğer uzuvlarla mutlaka uyumlulaştırılması ve efsanevi altın oran’a yaklaştırılması prensibiyle çalışır.

Profiloplasty, uzun vadede daha ekonomik, kalıcı ve tatmini yüksek sonuçlar vaat eder. Hastane, anestezi, muayene gibi farklı zamanlarda yapılsa yüksek bütçeli olacak işlemler, bir arada yapıldığı için daha ekonomik olmakta, iyileşme sürecine de bir seferde girilmekte ve sonuçlar daha yüz güldürücü olmaktadır.

Etiketler: ,

Profiloplasty nedir

Hadi Yorum Yazalım 02.07.2010

Benleri aldırmak zararlımı

Çevremdekiler “aldırmayın kansere döner” diyor. Ayrıca benlerin erkeği, dişisi varmış. Dişi ise ürermiş. Bu doğru mu? Benlerin kökü varmıdır? Alınınca tekrar çıkar mı?

Benler çeşitli nedenlerle alınması gerekebilir. Görünüşü kişinin hoşuna gitmeyebilir, kötü huylu bir lezyona dönüşmüş olabilir veya kötü huylu bir lezyona dönüştüğü şüphesi vardır. Benin yakınında, ufak ufak başka benler çıkıyorsa, rengi değisiyorsa, üzerinde kanayan, kapanmayan bir yara çıkmışsa, ben son zamanlarda büyümeye başlamışsa veya kaşıntılıysa bir uzmana danışmak gerekir.

Kişi, benin alınmasını estetik yönden istiyorsa benin estetik kurallarına göre çıkarılması ve dikişin estetik prensiplerine uygun atılması gerekir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.

Benlerin erkeğinin olduğu, dişisinin olduğu, alındığı zaman üremesi gibi inançlar ise tamamen söylentidir. Benler ciltteki bazı tip hücrelerin bir bölgede toplanması ile oluşmuş cilt lezyonlarıdır. Pigment içerikleri genellikle fazla olduğundan koyu renklidirler. Benlerin erkeği, dişisi olmaz. Uygun şekilde çıkarılırsa tekrarlamaz, üremez veya çıkarıldığı halde kötü bir şeye dönüşmez. Tam aksine eğer benin kötü huylu (kanser) olduğu süphesi varsa vakit kaybetmeden çıkarılması gerekir. Benlerin kökü yoktur, tamamen ciltte yerleşmiş lezyonlardır.

Şayet bir benin kötü huylu bir lezyona dönüştüğü şüphesi varsa uygun şekilde çıkarılmalı ve incelenmek üzere patoloji laboratuarına gönderilmelidir

Etiketler: , ,

Benleri aldırmak zararlımı

Hadi Yorum Yazalım 02.07.2010

Yazın nekadar su içilmeli

Önümüzdeki günlerde hava sıcaklıkları daha da artacak. Kavuran sıcaklarda vücudumuzun su ihtiyacı da artacak. Peki ya ne kadar?

Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Zuhal Güler Çelik’i dinliyoruz…

Sıvı ihtiyacımız ne kadardır?

Vücutta normal koşullarda idrarla, terle, solunumla ve dışkıyla günde yaklaşık 2,5 litre sıvı kaybı olur. Bu nedenle vücuttan atılan sıvıyı yerine koyabilmek için günde 2,5 litre yani 8-10 bardak suya veya su içeren gıdalara ihtiyacımız vardır.

Bu nedenle su içmek için susama hissini beklemek yerine su tüketimini alışkanlık haline getirip gün boyu sık sık içmek gerekir. Vücutta sıvı atımı sıcaklık artığında, enfeksiyon durumlarında, diüretik ilaçlar kullanıldığında artar. Bu nedenle sıvı ihtiyacı daha da artar.

Suyun yerine geçebilecek sıvılar nelerdir? Çay, bitki çayları, kahve sıvı ihtiyacımızı karşılar mı?

Çay ve kahve gibi kafeinli içecekler ve bazı bitki çayları diüretik etki göstererek idrar atımını artırır. Bu nedenle bu içeceklerle aldığımız suyu neredeyse atmış oluruz. Yani çay ve kahve tüketerek yeterli sıvıyı sağlamış olmayız. Çay, kahve yerine yaz aylarında taze meyve suları, ayran, süt gibi içecekler ve taze meyveler sıvı ihtiyacımızı karşılamada daha çok destek olur.

Meyve suları tüketilirken hazır meyve suları yerine taze olanları tercih etmek hem daha az şeker (dolayısıyla daha az kalori) almamızı sağlar hem de taze meyvelerin C vitamininden yararlanmamızı sağlar. Ancak taze meyvelerin suyu sıkılırken hemen tüketilmesine dikkat etmek gerekir yoksa vitamini azalır. Ayran ise hem kalsiyumdan zengin hem de protein içeren bir içecek olarak yaz aylarında sıvı ihtiyacımızı karşılamada iyi bir seçenektir.

Etiketler: ,

Yazın nekadar su içilmeli

Hadi Yorum Yazalım 17.06.2010



SON 10

Rastgele Yazılar

  • Kalsiyum – Ca
  • Lahana ile Uygulanan Diyet
  • 1500 kalorilik diyet
  • Ne kadar koşu kaç kalori
  • Yağ Dokusundan Yeni Meme
  • Et ve tahılların protein tablosu
  • Adet (Menstruel) Hijyeni
  • Ekmek diyeti nasıl yapılır
  • Çilek Esansı
  • Siyanokobalamin nedir
  • KATEGORİLER

    ALT MENÜ


    Parse error: syntax error, unexpected T_STRING in /home/diyet/public_html/wp-content/themes/Blix/footer.php on line 29