Arşiv : Ocak, 2010
Kilo vermek için denemediğim yol kalmadı diyorsanız bir de limon diyetiyle zayıflamayı deneyin. Limon hem kilo vermenizi sağlayacak, hem de cildinizi güzelleştirecek!
Kilo vermek istiyorsanız, haftada 7 bin kalori az almalısınız. Yani her gün bin kaloriyle vedalaşmalısınız. Bir hafta süreyle uygulayacağınız bu diyette yağ alımı en aza indiriliyor ve günlük alınan kalori ortalama olarak 1200 kalori dolaylarında.
Toksinleri attırma özelliğine sahip olan limon, vücudun su tutmasını ve dolayısıyla da selülit oluşumunu önlüyor. Üstelik yiyeceklerinize limon kattığınızda günlük olarak almanız gereken C vitaminini de karşılamış olacaksınız.
Tabii ki bu diyetin faydaları bunlarla sınırlı değil; 1 hafta içinde hiç zorlanmadan 2 kilo verebilirsiniz de!
Sabah (7 gün için)
1 fincan şekersiz çay,
2 dilim diyet ekmek,
1 çorba kaşığı limon marmeladı.
Pazartesi öğle
2 tatlı kaşığı sıvıyağ, 2 tatlı kaşığı peynir ve limon suyu ile pişirilmiş pilav (70 gram) Karışık salata, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve 1 limon suyu ile tatlandırılmış yarım limon suyu ile tatlandırılmış 1 kase meyve salatası.
AkÅŸam
Yağsız etle, yine yağsız olarak sadece limon suyu ilave edilerek pişirilmiş kuşbaşı et (120 gram) 1 kepekli sandviç (veya 1 paket diyet bisküvi) 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve 1 limon suyu ile pişirilmiş ıspanak.
Salı öğle
Üzerine biraz zeytinyağı ve 1 limonun suyu gezdirilmiş 150 gram fırında balık 1 kepekli sandviç (veya 1 paket diyet bisküvi) 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve yarım limonun suyuyla pişirilmiş taze fasulye.
AkÅŸam
150 gram tavuk göğsü (1 tatlı kaşığı sıvıyağ ve yarım limon suyu ile pişirilmiş). Yarım limon suyu ve çok az sıvıyağ ile ızgara edilmiş dolmalık biber 1 kepekli sandviç (veya bir paket diyet bisküvi).
Çarşamba öğle
Yoğurt ve limonla pişirilmiş 70 gram makarna, zeytinyağı ve 1 limonun suyu ile tatlandırılmış karışık salata, yarım limon suyu ve az şekerle karıştırılmış bir kase çilek.
AkÅŸam
Maydanoz, yarım limon suyu ile pişirilmiş 150 gram ahtapot, zeytinyağı ve yarım limon suyuyla pişirilmiş taze fasulye, 1 kepekli sandviç (veya bir paket diyet bisküvi).
Perşembe öğle
40 gram dil peyniri, 30 gram diyet ton balığı, 5 yeşil zeytin ve limon suyuyla hazırlanmış salata, 1 kepekli sandviç (veya bir paket diyet bisküvi), muz ve üzüm dışındaki meyveler ve yarım limon suyu ile hazırlanmış meyve salatası.
AkÅŸam
Limonla ve domatesle tatlandırılmış 150 gram palamut, yarım limon ve çok az zeytinyağı ile tatlandırılmış 150 gram salata, 2 tane haşlanmış patates.
Cuma öğle
Çok az sıvıyağ ve limon suyu ile tatlandırılmış 120 gram rosto 1 kepekli sandviç (veya bir paket diyet bisküvi), 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve yarım limonun suyuyla pişirilmiş taze fasulye.
AkÅŸam
2 tatlı kaşığı sıvıyağ, 2 tatlı kaşığı peynir ve limon suyu ile pişirilmiş pilav (70 gram) 120 gram haşlanmış, zeytinyağı ve limon suyu ile tatlandırılmış dil limon suyu ve çok az zeytinyağı ile tatlandırılmış 150 gram salata.
Cumartesi öğle
Limon suyuyla tatlandırılmış 120 gram ızgara tavuk, 1 kepekli sandviç (veya bir paket diyet bisküvi), 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve 1 limon suyu ile pişirilmiş ıspanak.
AkÅŸam
70 gram haşlanmış pirinç, sebze, 20 gram peynir, 30 gram diyet ton balığı, zeytinyağı ve limon sulu salata, muz ve üzüm dışındaki meyveler ve yarım limon suyu ile hazırlanmış meyve salatası 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile tatlandırılmış domates salatası.
Pazar Öğle
70 gram makarnayı pişirip, rendelenmiş 1 limonun kabuğu ve sıvıyağ ile tatlandırın. 40 gram kaşar peyniri serpin. 1 tatlı kaşığı sıvıyağ ve yarım limon suyu ile tatlandırılmış taze fasulye 1 portakal veya greyfurt (C vitamini ve antioksidan açısından çok zengin).
AkÅŸam
Çok az zeytinyağı ve limonla tatlandırılmış 150 gram fırında pişirilmiş balık. 1 kepekli sandviç (veya bir paket diyet bisküvi) 1 tatlı kaşığı sıvıyağ ve 1 limon suyu ile tatlandırılmış ıspanak.
30.01.2010
Karpuz, düşük kalori değerinin yanı sıra çeşitli kanser türlerine karşı etkili maddeler içermesiyle de doktorlarca tavsiye ediliyor.
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, bol miktarda C vitamini barındıran karpuzun aynı zamanda antioksidan özelliği olduğunu ve çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan betakaroten içerdiğini kaydetti.
Karpuzda bulunan yüksek miktarda potasyumun ise kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu belirten Erdal, iyi bir lif kaynağı olduğu için karpuzun bağırsak hareketlerini de düzenlediğine dikkati çekerek, bağırsak kanserini önlemede de karpuzun rol oynadığını söyledi.
Çekirdekleri de yararlı
Karpuz çekirdeklerinin de içinde bulunan ‘cucurbocitrin’ adlı maddenin kan basıncını düşürmeye yardımcı olduÄŸunu belirten Erdal, çekirdeklerin içinde yer alan bu maddenin böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı olduÄŸunu kaydetti.
Erdal, karpuzu yaz aylarında hazırladıkları diyet programlarına mutlaka dahil ettiklerini belirterek, “YaÄŸ ve kolesterol içermediÄŸinden ve kalorisi düşük olduÄŸundan, yaz aylarında yapılan diyetlerde karpuzun özel bir yeri var” dedi.
Kalorisinin düşük olmasına karşın, karpuzun ’sınırsız’ tüketilmesinin de söz konusu olmadığını belirten ve diyet yapanları tüketecekleri karpuzun miktarının ölçülü olması konusunda uyaran Erdal, orta büyüklükte bir karpuzun 8′de 1 diliminde yaklaşık 45 kalori olduÄŸunu vurgulayarak, bu miktarın bir porsiyon için yeterli olduÄŸunu kaydetti.
Karpuz seçerken olgun, koyu renkli çekirdekli olmasına dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Erdal, karpuzun çekirdeklerinin kurutulup ezilerek yenilebileceğini söyledi.
30.01.2010
Yemek yerken yapacağınız küçük deÄŸiÅŸikliklerle 100 kaloriden kurtulabilirsiniz! İşte yöntemler…
Kahvaltı
Kahvaltıda sütünüzü şeker yerine taze meyvelerle tatlandırın.
1. Yağlı süt yerine yağsız veya yarım yağlı süt için.
2. Kahvaltılık gevrek veya meyve suyunuz için kullandığınız tabağı veya bardağı küçültün.
3. Sütünüzü şeker yerine taze meyveyle tatlandırın.
4. Enerjisiz tatlandırıcılarla yapılmış light yoğurdu tercih edin.
5. Ekmeğinizi tamamen tüketmek yerine birisiyle paylaşın veya ertesi sabah kahvaltısı için ayırın.
6. Yumurtanızı pişirirken margarin veya sıvı yağ kullanmak yerine yağsız tavada veya domates ilavesiyle ile pişirin.
7. Omletinizi peynir veya sucuk yerine soğan, mantar, ıspanak ve biber ile lezzetlendirin.
8. Omletinizi yaparken iki yumurta kullanmak yerine, yumurtalarınızdan birinin tamamını kullanın, diğerinin ise sadece beyazını ekleyerek aldığınız kaloriyi azaltın.
9. Şeker içeren reçeller yerine meyvenin kendi tadıyla yapılmış doğal reçelleri kullanın.
10. Normal sosis, salam ve sucuk yerine yağsız etle yapılmış olanları seçin.
11. Ekmeğinize sürdüğünüz veya sandviç/tost yaptığınız normal peynirler yerine yağsız olanları tercih edin.
12. Çayınızı, kahvenizi veya kahvaltılık gevreğinizi tatlandırmak için normal şeker yerine enerjisiz doğal tatlandırıcıları kullanın.
13. Sandviç veya tost yaparken beyaz ekmek yerine tahıllı ekmek kullanın.
Öğle ve akşam yemeği
Tavuk ve balığı pişirirken haşlama, fırında pişirme ve ızgara yöntemlerini kullanın.
1. Makarnanızı kıymalı sos yerine biber, kabak, soğan ve mantar gibi sebzelerle hazırladığınız sosla lezzetlendirin.
2. Ton balıklı veya tavuklu salatanızı limon, sirke, az zeytinyağı ilavesiyle tatlandırın veya mayonez kullanacaksanız light olanları tercih edin.
3. Ton balığının yağda olanları yerine suda olanlarını kullanın.
4. Sandviçinize koyduğunuz peynir veya ızgara etinizi azaltın ve yerine taze sebze ekleyin.
5. Sandviçinize koyduğunuz peyniri zaman zaman tamamen kaldırıp sandviçinizi taze marul, domates, soğan gibi sebzelerle hazırlayın.
6. Etlerinizi yağsız pişirin.
7. Et, tavuk ve balığın yağsız olanlarını tercih edin.
8. Pizza yaparken kullandığınız peyniri yarıya indirin.
9. Sandviç hazırlarken ekmeğe yağ veya peynir sürmeden hazırlayın veya light olanları seçin.
10. Normal margarin yerine light olanları tercih edin.
11. Dışarıda yediğiniz yemeklerde başlangıç olarak yediğiniz besinlerde porsiyon kontrolünü sağlayın ve düşük kalorili olanları seçin.
12. Yemek tariflerinde normal krema yerine yağsız olanları kullanın.
13. Yemeklerinizle beraber tükettiğiniz ekmeğin porsiyonlarını küçültün.
14. Yemekleri, çorbaları veya sosları servis ederken üzerinde biriken yağ tabakasını alıp servis yapın.
15. Sofrada tabağınızı tamamen bitirmeyin.
16. Salatalarınızı krutonsuz tüketin.
17. Salatalarınızı normal soslar yerine düşük kalorili soslarla lezzetlendirin.
18. Tavuk ve balığı pişirirken haşlama, fırında pişirme ve ızgara yöntemlerini kullanın.
19. Tavuğun derisini tüketmeyin.
20. Tükettiğiniz et porsiyonlarını azaltın.
21. Salatalarınızda düşük yağlı lor peyniri tercih edin.
22. Makarna ve pilav tüketirken porsiyon miktarınızı azaltın (özellikle yarım porsiyona indirmeyi deneyin).
23. Ana yemeklerin yanında yağlı ve kalorisi yüksek garnitürler yerine ızgara mantar tercih edebilirsiniz.
24. Yemek yaparken bir yemek kaşığı sıvıyağ kullanın.
25. Aperatiflerinize peynir ve ızgara sebzeler eşlik etsin.
26. Çok yağlı pişen sebze yemekleri yerine mevsimine uygun çiğ sebze ve meyve tercih edin.
27. Yemekleri hazırlarken, yağ kullanmak yerine yanmaz tava ve tencerelerde yağ koymadan pişirmeyi deneyin.
28. Peynirli, yoğurtlu, etli yemekler hazırlarken yemeğe girecek olan yağı azaltın veya hiç kullanmayın.
29. YavaÅŸ yemek daha fazla yemenizi engeller.
Tatlılar
Hazırladığınız tatlılarda yağlı soslar yerine elmalı soslar tercih edin.
1. Tatlı ihtiyacınızı karşılamak için tam bir porsiyon yerine tatlının tadına bakarak veya yarım porsiyon tüketerek daha dikkatli olabilirsiniz.
2. Sofra şekeri yerine tatlandırıcı ile yapılmış hafif ve sütlü tatlıları veya meyveli tatlıları tercih edin.
3. Tatlandırıcı kullanarak evinizde kendinize light komposto yapın.
4. Külahlı dondurma yerine tekli dondurma kaplarında dondurma yemeyi tercih edin.
5. Kremalı dondurmalar yerine buzlu dondurmaları tercih edinin.
6. Kremalı pastalar yerine diyet dondurma veya meyve tercih edin.
7. Kek veya turta yerken yarım porsiyonunu iptal edin.
8. Evinizde acil durumlarda diyet dondurma ve meyve bulundurun.
9. Puding veya vanilyalı soslar yerine mevsimine uygun taze meyveleri tercih edebilirsiniz.
10. Cevizli, bademli tatlılar ve kremalı turtalar yerine elma, şeftali ve çilek tercih edebilirsiniz.
11. Kek, brownie veya diğer tatlılar hazırlanırken yağ miktarını minimuma indirin.
12. Tatlı yiyeceğiniz zaman mutlaka porsiyonunuzu başkası ile paylaşın.
13. Standart yağlı kekler yerine daha az yağlı light kekleri tercih edin ve mutlaka bütün kek ve türevi besinlerin yağ miktarına dikkat edin.
14. Hazırladığınız tatlılar da yağlı soslar yerine elmalı soslar tercih edin.
15. Çikolatalarınızı bitter tercih edin ve mümkün oldukça az tüketin.
İçecekler
Kahvenize yağsız süt veya şekersiz kahve aroması
1. Diyet veya meyvesiz sodaları tercih edin.
2. Sıcak çikolata veya kahvaltıda tatlı besinler hazırlarken yağsız süt ve tatlandırıcı kullanın.
3. Yemek, kahve veya içecekler servis edilirken yanında sunulan minik kurabiyelere dikkat edin.
4. Sıvı ihtiyacınızı, su, light buzlu çay ve evde makine ile yapacağınız sade soda ile hazırlanan meyveli sodalarla gidebilirsiniz.
5. İçeceklerinizi tüketirken orta büyüklükte veya büyük bardak yerine küçük boy bardak tercih ediniz.
6. Yağsız veya yüzde
50 yağlı sütler tercih edin.
7. Gün içinde yeterli miktarda meyve ve kendinizin hazırladığı meyveli soda ve sade içecekleri tercih edin.
8. Alkol tüketiyorsanız light bira veya şarap tercih edin.
9. Kafein miktarı yüksek olan diyet ürünlerden kaçının (gazlı içecekler gibi).
10. Åžeker ilavesiz konsantreleri tercih edin.
11. Alkollü karışık meyve kokteylleri yerine alkolsüz kokteylleri tercih edin.
12. Kahvenize yağsız süt veya şekersiz kahve aroması ekleyerek daha hafif lezzetler yaratabilirsiniz.
Atıştırmalar
Seçtiğiniz meyveler tenis topu büyüklüğünü geçmemeli.
1. Tatlı yerine meyva salatası tüketebilirsiniz.
2. Yağsız yoğurdu soğutup taze meyve ile tatlandırabilirsiniz.
3. Büyük kutularda satılan meyveli yoğurtlar yerine küçük kutularda satılan light meyveli yoğurtları tercih edebilirsiniz.
4. Krakerlerinizi paketinden yemek yerine küçük kaplarda tüketerek porsiyon kontrolü yapabilirsiniz.
5. Çiğ sebzeleri mayonezli soslar yerine baharatlandırılmış taze domates soslarıyla yiyebilirsiniz.
6. Kızarmış cipsler yerine fırında pişirilmiş olanları seçebilirsiniz.
7. Şurup veya şekerli suda beklemiş meyve konsantreleri yerine kendi suyunda bekleyenleri, şeker ilavesizleri seçebilirsiniz.
8. Elma, armut veya portakal gibi bütün meyvelerin bir tenis topu büyüklüğünde olanlarını tercih edebilirsiniz.
9. Kurabiye yerine küpler halinde doğranmış meyveleri tercih etmelisiniz.
10. Meyve ve salata soslarında seçici olun. Yağı azaltılmış, kalorisi kısıtlı tatlı veya ekşi sosları tercih edin ya da ev yapımı olanları kullanın.
11. Yarım kase kuru meyve yemektense yarım kap taze meyve tüketmeye çalışın.
12. Çoklu paketlerde satılan barları tek porsiyonla sınırlayın, kendinizi durduramıyorsanız bir arkadaşınızla paylaşmayı deneyin.
13. Küçük bir avuç dolusu beyaz leblebi tüketin.
14. Çikolata krizlerini light olanlarla ve porsiyonları kontrol ederek geçiştirin.
15. Çikolata yemek yerine yağsız ve şeker ilavesiz pudingleri tercih edin.
Dışarıda yemek yerken
Masaya oturur oturmaz garsondan ekmek tabağını kaldırmasını isteyin.
1. Yağsız, tuzsuz patlamış mısırı paketleyip yanınızda taşıyın.
2. Masaya oturur oturmaz garsondan ekmek tabağını kaldırmasını isteyin.
3. İlk yemek olarak çorbayı seçin.
4. Kremalı çorbalar yerine hafif sebze içerikli çorbalar tercih edin.
5. Büyük porsiyonları tercih etmeyin, mönüleri asla bir boy büyük alternatifleri ile değiştirmeyin.
6. Mayonezli soslar yerine sirkeli soslar tercih edin.
7. Salatanıza kruton ekletmeyin.
8. Karışık pizzalar yerine domatesli veya sebzeli pizzaları seçin.
9. Garnitür olarak patates kızartması, pilav ve makarna yerine haşlanmış veya ızgara sebzeler tercih edin.
10. Başlangıç yemeklerinden birini ana yemek olarak sipariş edin, yanına çorba, salata veya sebze yemeği alın.
11. Siparişinizin yanında sunulan cips veya patates kızartması gibi opsiyonlara hayır deyin.
12. Sipariş ettiğiniz yemeğin yarısını yiyin ya da paylaşın.
13. Balığınızı ağır soslar yerine limonla tüketin.
14. Fast food yiyecekseniz yanında salata sipariş edin.
15. Kızarmış veya una bulanmış hamburger köfteleri yerine ızgarada pişirilmiş olanları tercih edin.
16. Salata veya sebzenizi sosu yanında gelecek şekilde sipariş edin, çok az da olsa tadımlık alın.
30.01.2010
Balon diyetler ile verilen kiloların hızla geri dönmesinin yanı sıra, sağlığa verdikleri zararlar da oldukça tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor.
Son günlerde medyada kan gruplarına göre diyetler, ten rengine göre diyetler, rakamlarla isimlendirilerek karmaşıklaştırılan içecekler, film sektörünün adı altında sunulan içecekler ve ünlülerin ismiyle sunulan diyetler ve daha birçok balon zayıflama yöntemlerine daha sık rastlanır oldu. Bir tek göz rengine göre diyet icat edilmedi. Mavi gözlüler süt içmeyin kilo yapar, yeşil gözlülere peynir yağ oranını arttırır, ela gözlülere et yeme obez olursun gibi saçmalıklar da yakında gündemde yer alırsa şaşırmayın.
Balon diyetler ile verilen kiloların hızla geri dönmesinin yanı sıra, sağlığa verdikleri zararlarda oldukça tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. Yani balon diyetlerden birini uyguladığınızda hem yetersiz ve dengesiz besleniyorsunuz, hem sonrasında hızlı kilo almaya başlıyor hem de sağlığınızdan oluyorsunuz.
Metabolizma tehdidi: Balon diyetler
Bu tür diyetler uygulanmaya başladıklarında hızla kilo verdirir. Adı ve türü ne olursa olsun kilo vermeyi sağlayan etmen bu diyetlerin tamamının çok düşük kalorili olmasıdır. Vücut düşük kaloriye adapte olduğunda harcadığı enerjiyi azaltarak tepki verir. Yani metabolizmayı yavaşlatır. Bununla birlikte yetersiz vitamin ve mineral alımına bağlı olarak beslenme yetersizlikleri oluşur. Yavaşlayan bir metabolizmayı hızlandırmak o kadar da kolay değildir. Bu nedenle bu tür diyetleri yapanların metabolizmaları kolay kolay eski hallerini almaz. Vücutlarındaki besin elementleri yetersizliklerini düzeltmek ise zaman alıcıdır. Vücut yapıları ise normal insanlara göre daha yumuşak ve sarkık olur.
Balon diyetlerinin kurbanı olmayın!
Balon diyetlerin sağlık üzerinde birçok olumsuz etkileri vardır. Bu tür diyetler tepeden tırnağa olumsuz etkileri ile hem kısa hem de uzun dönemde sağlığı tehdit eder. Vücudumuzda yer alan sistemlere göre verebilecekleri zararlar şu şekilde özetlenebilir.
Sinir sistemi: Halüsinasyon, depresyon, unutkanlık vs.
Solunum sistemi: Apne (kısa süre solunum durması), solunum güçlüğü
Sindirim sistemi: Yutma güçlükleri, iştahsızlık, ishal, kabızlık, sindirim sistemi ağrıları
Dolaşım sistemi: Dolaşım bozuklukları, düşük tansiyon, postüre bağlı hipo-tansiyon(duruşa göre tansiyon düşüklüğü), ani kalp krizi
Endokrin sistem: Hormonal bozukluklar, kan şekerinde düşüklük vs.
Beslenme yetersizlikleri: Saç dökülmesi, deride kuruma ve çatlaklar, deride pullanma, soluk ten rengi, anemi vs.
Dikkat! Balon diyet kolesterol yükseltir!
Sağlığımızı bozucu etkileri yukarıda anlatılanlar kadarla da kalmayabilir. Balon diyetler ile verilen hızlı kilolar aslında vücutta gerçekleşen hızlı yıkıma bağlıdır. Vücutta bulunan depoların hızla yıkılması kan kolesterol ve trigliserit değerlerini yükseltebilir ve ileride şeker hastası ve kalp hastası olma riskinizi arttırır.
Kendinizi popüler diyetlerin ve yöntemlerin elinde oyuncak etmeyin: Yo-Yo döngüsü
Balon diyetler genellikle kısa sürede hızlı kilo vermeyi sağlar ve istenen kiloya ulaşıldıktan sonra diyet bırakılır. Diyetin bırakılması ile birlikte vücuda besinlerle alınan enerji birden artar. Harcanan enerjiden daha fazla enerji alınması sonucunda, yavaşlayan metabolizmanın da etkisiyle verilen kilolar hızla ve fazlasıyla geri alınır. Verdiği kiloların geri gelmesi ile canı sıkılan kişi tekrar diyet yapmaya başlar. İşte bu içinden çıkılması çok zor olan döngü, yo-yo döngüsü olarak adlandırılır. Bu döngüye takılmak sizin sadece sağlığınızı değil, moralinizi de çalar. Kıyafet masrafınızı da katlayacak bu durumdan kurtulmanın en sağlıklı yolu; balon diyetlerden uzak durmak ve sağlıklı beslenmeyi bir yaşam stili haline getirmektir.
SaÄŸlığınızı küstürmeyin…
Renklere, şekillere, isimlere ve inanılması güç vaatlere aldanmayın. Kilo vermek isterken sağlığınızı kaybetmemek için balon diyetlerden uzak durun. Kilo vermenin ve verilen kilonun korunmasının en sağlıklı yolunun sağlıklı beslenme olduğunu ve sağlıklı beslenmenin balon diyetler gibi 2–3 günlük değil, bir yaşam boyu sürmesi gerektiğini ve bunu sağlamanın tek ve doğru yolunun bir diyetisyenden yardım almakla sağlanacağını unutmayın. Sağlıklı beslenin, sağlığınızı küstürmeyin.
30.01.2010
Uygulanan kilo verme programlarında başarının sırrı büyük ölçüde porsiyon kontrolündedir. Vücuda alınan ve harcanan enerji arasında oluşturulan fark, sizin kilo vermenizi sağlayacaktır.
Porsiyon kontrolünün iyi ayarlanmadığı diyetlerde bazı günler alınan enerji 1300 kalori olurken, bazı günlerde 1000 kaloriye düşebilir. Vücudun yaşadığı bu kalori şaşkınlığı kilo verme sürecini zora sokacaktır. Değişen bu kalori dengesi bazı yiyeceklerin belirtilen porsiyonundan fazla veya eksik alınması ile ortaya çıkabilir.
1 porsiyon elma 100 gr. iken 300 gr.’lık büyük bir ÅŸeftaliyi bir porsiyon kabul ederek tüketmeniz 100 kalori fazla almanıza neden olacaktır. Diyet yaparken özellikle üzerinde gramı belirtilmiÅŸ paket ürünler (süt, yoÄŸurt gibi), 1 ince dilim ÅŸeklinde dilimlenmiÅŸ ekmekler veya kaşık, bardak ölçüleri ile belirtilen, sayılarak tüketilen (2 adet ceviz, 5 adet zeytin gibi) yiyeceklerin porsiyon kontrolü daha kolaydır. Bunun dışında kalan meyve, et, peynir gibi yiyeceklerin birer porsiyonlarını göz kararı tüketmek diyetinizi bozan temel nedenlerden biri olabilir. Bu yiyeceklerin birer porsiyonlarını belli bir süre mutfak tartısında tartabilirsiniz. İşte size porsiyon kontrolü için 3 altın anahtar;
1) Sofraya çok açken oturmayın. Ara öğününüzü atlayarak sofraya oturmak zorunda kaldıysanız yemeğe başlamadan önce salatanızla birlikte 3-4 kaşık yoğurt tüketin.
2) Özellikle restoranda yemek yerken gelen 1 porsiyonu yanınızdaki biri ile paylaşın. Daha çok yeşil salata veya haşlanmış sebze isteyin.
3) Ara öğünlerinizi paketleyerek yanınızda taşıyın. Paketleme sırasında mutfak tartısı kullanın. Bu yöntem mutfak tartısına alışmanıza yardımcı olacaktır.
30.01.2010
Kilo kaybetmek için özel beslenme ve egzersiz programlarına başlayanlar bazen daha yolun başında pes eder! Peki ama neden?
Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.
Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına baÅŸlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını deÄŸil yaÅŸam tarzınızı deÄŸiÅŸtirmeyi hedefleyin. EÄŸer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yaÄŸlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceÄŸini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uÄŸrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiÄŸi yaÄŸlarını kaybetmekten pek hoÅŸlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiÄŸi tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan “tutumlu genler”in sorumlu olduÄŸunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluÅŸan deÄŸiÅŸikliklerin ürettiÄŸi bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yaÄŸ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu baÅŸaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.
İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.
Siz de mutsuz bir “kronik diyetçi” olmayın
“Kilo kaybedemiyorum” diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akÅŸam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına raÄŸmen hálá karbonhidratı fazla, ÅŸekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her ÅŸeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuÅŸkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu iÅŸi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.
Sadece “yememek” iÅŸi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.
Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan “polikistik over sendrom”lu pek çok genç kız veya orta yaÅŸlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliÄŸi (hipotiroidi) sorunu çözülmediÄŸi için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluÄŸu düzeyine ulaÅŸmış “hiper-insülinemi” yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaÅŸamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.
Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.
İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaÅŸtırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Åžimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile iliÅŸkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan baÅŸlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komÅŸuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoÄŸunun kilo aldırdığı doÄŸru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara baÅŸlarken bir uzman desteÄŸi almak, onları rastgele kullanmamaktır. EÄŸer “majör depresyon” tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiÄŸini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaÅŸtıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.
30.01.2010
14 günde hayatınızı ateÅŸlemek ister misiniz? Jason Vale’nin önerilerini uygulayın, zinde bir hayata sahip olun!
• Beyaz un ya da benzeri ürünler yok. Bu, sadece 14 günün programı olmamalı, hayat boyu sürmeli.
• Buğday ya da maya içeren gıdalar yok. Bu kural, 14 gün boyunca kilo ve enerji seviyeniz açısından çok büyük önem taşıyor.
• Öğün aralarında atıştırmak yok. Yemek yeme alışkınlıklarından biri de açlığın artmasına izin vermek olmalı.
• Lokmalarınızı iyice çiğneyin. Midenizin dişleri yok ve gerektiği gibi parçalanmadan gelen yemek parçaları, bu organı çok uğraştırıyor.
• Dilediğiniz kadar yiyin. Öğün aralarında atıştırmadığınız sürece, midenizi dolu hissedinceye kadar yemek yiyebilirsiniz.
• AkÅŸam saat 18:00′den sonra karbonhidrat (patates, pilav, makarna ve ekmek) yok.
14 günden sonra da hayat boyu ince, formda ve sağlıklı kalabilmek için bu formülü uygulayabilirsiniz.
• Günde iki kez 45-60 dakika egzersiz yapın. Bunun en azından 30 dakikasında terlemeniz gerekiyor.
• Hedeflerinizi her sabah ve her akşam hayalinizde canlandırın. Görmek gerçekten inanmaktır.
• Günde iki litre su için. Bu, vücuttaki istenmeyen toksinleri atmak için önemli.
• Meyve-sebze suyu tüketin. Özellikle meyve ve sebze yiyemeyenler için, bunların suyunu tüketmek basit ve yararlı bir formül.
• İki günde bir ağırlık kaldırma egzersizleri yapın. Uyurken yağ yakmak istiyorsanız, buna mecbursunuz.
30.01.2010
Diyet yapmak isteyip, iÅŸtahına engel olamayanlara öneriler…
Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren egzersizlerin yapılması gerekiyor.
Beynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye yol açan kimyasal maddeler salgıladığını belirten uzmanlar, “Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiÄŸimizde hemen buzdolabına koÅŸmamızın baÅŸlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna sebep olabiliyor. ÖrneÄŸin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun sebebi kesinlikle aç olmanız deÄŸil, kontrolden çıkan yeme isteÄŸinizdir. EÄŸer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediÄŸiniz yemek miktarını en aza indirmiÅŸ olursunuz” ifadelerini kullanıyor.
Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:
“Belki yine arada bir ÅŸeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceÄŸiniz miktarlar az olacaktır. Böyle bir durumda atıştırmak için saÄŸlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve ÅŸeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi saÄŸlıyor. Yapılan araÅŸtırmalara göre, tat alma duyusunu deÄŸiÅŸik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi saÄŸladığını bildiriyor. Sürekli aynı yemeÄŸi yeme, özellikle tadı hoÅŸa gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmasının iptal olmasına yol açıyor. Ve bu sebeple de kendinizi sanki hiç yemek yememiÅŸ gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.”
Su içmenin, kiÅŸinin kendisini tok hissetmesi açısından önemli olduÄŸunun da altını çizen uzmanlar, ayrıca vücut susuz kaldığında, çoÄŸu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderdiÄŸini belirten uzmanlar, bol su içmenin, beden su istediÄŸi zamanlarda yemeÄŸe yönelmeyi engelleyeceÄŸini kaydediyor. Uzmanlar, yiyecekleri uzun süre çiÄŸnedikten sonra yutmanın, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geldiÄŸini ifade ediyor. Üstelik bu ÅŸekilde tat alma duyusunun da tatmin olduÄŸunu vurgulayan uzmanlar, “Böylece doyduÄŸunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj” ifadesini kullanıyor.
Uzmanlar, egzersizler zorlaÅŸtıkça vücut ısısının arttığını ve daha fazla kalori yakmaya baÅŸlandığını, bu durumun da egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iÅŸtahın bastırılmasına sebep olduÄŸunu bildiriyor. Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmanın en mantıklısı olduÄŸunu belirten uzmanlar, şöyle devam ediyor: “Çünkü öğün saati geldiÄŸinde spor yapmanın verdiÄŸi etkiyle iÅŸtahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteÄŸi duyarsınız.”
30.01.2010
Zayıflayacağım derken vücudunuza eziyet mi ediyorsunuz yoksa? Bu diyet hatalarına düşmeyin!
Ünlülerin diyetlerini uygulamak
Jennifer Aniston kadar sportif görünümlü bir vücut, Jennifer Lopez kadar formda kalçalar, Madonna gibi zinde bir beden hayal eder, onların isimleri ile yayınlanmış diyetler uygulamaya çalışırsanız en büyük diyet hatalarından ilkini yapmış olursunuz.
Her diyet kişiye özeldir, kesinlikle bir başkası için hazırlanmış bir program sizin için yararlı olacak diyemeyiz. Kaldı ki sağlık zararları da oluşabilir sakın unutmayın.
Bu nedenle mutlaka bir diyetisyen eşliğinde, sizin biyokimyasal bulgularınıza, beslenme alışkanlıklarınıza, sosyo ekonomik şartlarınıza uygun diyetler uygulamalısınız.
Aksi takdirde en kötüsü sağlığınızı riske edebilir, diyet serüveniniz fazla uzun sürmeyebilir, yağ kaybetmeden toplam ağırlıktan hafifleyerek istenen sonuca ulaşamayabilirsiniz.
Kendini aldatmak
Makul ve ulaşılabilir hedefler koymak başarılı diyet serüveninin en önemli adımıdır. Çok kısa sürede, fazlaca kilo kaybı beklentisiyle başlanan diyetlerin pek çoğu bıkkınlık hissi ile yarıda bırakılmaktadır.
Bunun için kendinize karşı dürüst olun ve en küçük başarınızı dahi kutlayın. Unutmayın takdir edilmek herkesin hoşuna gider, çevrenizden iltifat beklemeden kendi kendinizi kutlayın.
Egzersiz yapmak
Kilo vermek basit bir matematik hesaplamadan ibarettir. Aldığımız kalori harcadığımızdan az olursa kilo veririz, dengede olursa kilomuzu korur, fazla olursa kilo almış oluruz.
‘İki kere iki dört eder’ gibi gözüken, net bir tablo gibi dursa da aslında bu kadar da basit deÄŸildir.
Aldığımız kalorileri kontrol altına alarak diyetimizi planlar, harcadığımız kalorileri ise günlük hayatımızda aktif olmak dışında spor yaparak artırırsak hem fark etmeden, çile çekmeden yağ kaybederek zayıflar hem de daha formda ve fit bir vücuda ulaşabiliriz. Hadi biraz hareket zamanı.
Aç kalmak
Metabolizma çok akıllı ve bir o kadar da bencil bir sistemdir. Siz ona ne kadar iyi davranır, onu üzmeden doğru zamanlarda doğru kaynaklardan beslerseniz o da size güzel yanıt verir.
Bir arabanın benzinsiz yürümeyeceği gibi vücudumuzda besinsiz işlevini yitirebilir. Bu nedenle aç kalmadan az az sık sık beslenmek ilkesini yaşam şekli olarak kabul etmelisiniz.
Aç kalarak kazanacağınız tek şey bazı kronik hastalıklara yatkınlıktır, aman dikkat.
Öğün atlamak
Çok sık karşılaştığımız diyet hatalarının başında gelen öğün atlamak, genelde kişilerde daha az yersem daha çok kilo veririm mantığından ileri gelmektedir ve çok büyük bir yanlıştır.
Aç kalmamak demek öğünlerimizi düzenli tüketmemiz anlamına gelir. Yetişkin her bireyin 3 ana ve 3 ara öğün tüketmesi gerekmektedir.
Bu sayede metabolizma canlanacak, alınan kalorileri depolamak yerine kullanma yoluna gidecek ve yağ kaybı hızlanacaktır.
Düşük kalorili besinler tüketmek
Light, hafif veya diyet adı altında satılan, her geçen gün raf genişliği artan düşük kalorili besinler diyetlerin yardımcısıdır ancak sadece bu besinleri tüketerek zayıflamaya çalışmak hatadır.
Tüketilen besin her ne kadar enerji anlamında hafifletilmiş olsa da yine de ölçülü kullanılmalıdır aksi takdirde kilo dahi aldırabilir.
Ayrıca tek tip diyetlere yönelten bu yaklaşım uzun vadede metabolizmayı monotonluğa sokabilir ve besin yetersizliklerine dahi neden olabilir.
Ara öğünlerde minik atıştırmalar olarak kullanabileceğimiz bu besinleri amacının üstünde tüketmeyin lütfen.
Ödüllendirme cezalandırma yollarına başvurmak
Diyet yapmak kişilerin kendilerine verdikleri bir ceza ya da ödül olarak algılanmamalıdır. Asıl amaç sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, doğru yaşam ve diyet ilkeleri edinerek hayat stilimizi olumlu yönde geliştirmektir.
Özellikle uzun soluklu diyet süreçleri ardından sıkılmışlık hissi ile diyeti bozup kişiler kendilerini besinlerle ödüllendirebilirler, bu durumda mantıklı düşünmeye gayret etmeli iradenizi koruyarak makul seçimler yapmaya gayret etmelisiniz.
Kalorili içecekler tüketmek
İçecekler belki de son yıllarda dünyada şişmanlamanın hızlanmasına neden olan faktörlerin başında gelmektedir.
Besleyici özellikleri yok denecek kadar az olan, kişilerde bağımlılık yaratarak sürekli tüketime yol açan, mide kapasitesini genişletip iştahı artırabilen gazlı ve yüksek kalorili içecekler diyet olarak pazarlansa da maalesef diyetler için risk teşkil etmektedir.
Bunlar yerine su, bitki çayları, soda, geleneksel içeceğimiz ayran tüketmeyi tercih etmelisiniz.
Çok sık tartılmak
Çok sık tartılmak uzun vadede sizi sıkılmışlığa itebilir.
Hergün tartı üzerine çıktığınızda büyük farklar görmek niyetinde olup, küçük değişiklikler görmek başarınızı küçümsemenize neden olabilir bu da diyeti terk etmenlerin başlıca nedenlerinden biridir.
Dışarıda çok sık yemek
Dışarıda yemek yemek sosyal hayatın vazgeçilmez zevklerindendir.
Ancak diyet yapan kişiler için zor bir sınav gibidir. Büyük porsiyonlar, yüksek kalorili besinlerin servis edilip, atıştırmalıkların servis edildiği, tatlı ve alkolün de çoğu zaman eşlik ettiği zengin sofralar aklınızda olmayan miktar ve çeşitte besin tüketmeye yönlendirerek diyetinizi sabote edebilir.
Bu gibi durumlarda yapılan en büyük hata ‘Bir kereden bir ÅŸey olmaz’ mantığıyla diyeti bozmak, yememeniz gerektiÄŸini bilmenize raÄŸmen yüksek kalorili gıdalar sipariÅŸ etmektir.
Zayıflama hapları kullanmak
Yediklerimize dikkat etmeden kilo vermeyi vaat eden, vücudun şekillenmesine yardımcı olan, iştahı kesen vb. amaçlı pazarlanan zayıflama hapları tüketerek diyet yapmak kendimizi en çok riske attığımız hatalardandır.
Doktor önerisi almadan, eczanelerden kendi kararımızla bu hapları kullanarak ileride geri döndüremeyecek hasarlar oluşabilir, kesinlikle kolay yola kaçmadan doğru diyet ve egzersizle zayıflama hedefi koymalısınız.
29.01.2010
Diyet yaparken karşılaştığımız sorunlardan biri de, neyi ne kadar yiyeceğimiz. Günlük almamız gereken kalori ve yağ miktarından, karnımız açlıktan kazındığında ne yiyeceğimize ya da kalsiyum ihtiyacımızı mutlaka sütten mi alacağımıza kadar pek çok soru aklımızı kurcalar.
İşte, diyetle ilgili en çok sorulan sorular ve diyetisyenlerin verdikleri yanıtlar:
1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor.
2- Günde kaç kalori almalıyım?: Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.
3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yaÄŸ miktarı ne kadardır?: Yapılan araÅŸtırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15′i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yaÄŸlardan saÄŸlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceÄŸiniz yaÄŸ miktarı 50 gramla sınırlı.
4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır?: Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim.
5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.
6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat emmeme gerek var mı?: Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı.
7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?: İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, her birinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar:
Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.
8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?: Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.
9- Günde 8 bardak su içmek neden önemli?: Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya gereksinim duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında, kan basıncında ve fitness performansında direkt etkilidir.
10- Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?: Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için, diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Hala açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin.
11- Şeker şişmanlatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmekten, meyvelerden de karşılayabiliriz. Ama tabii ki şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, sözgelimi kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır.
12- En sağlıklı yağ hangisi?: Zeytinyağı kesinlikle en sağlıklı olanı. Zira, doymuş yağ oranı düşe aynı etkiyi gösterir. Kas geük, doymamış yağ oranı yüksek rafine bir yağ. Göğüs kanseri riskini azalıyor ve kolesterol üzerinde kötü etkileri bulunmuyor. Margarin ve tereyağı gibi doymuş yağlar damar tıkanıklığına sebep olur ve böylece yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini arttırır. Hidrojene bitkisel yağ gibi kimyasal reaksiyonlardan geçirilmiş yağlar da kolesterol üzerinde kötü etkilerde bulunur. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumuşak doymamış margarinler diyet yaparken en uygun seçim. Eğer tereyağı konusunda ısrarcıysanız, light çeşitlerini zeytinyağı ile birlikte kullanmanızda fayda var.
13- Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mı?: Diyetisyenlerin bu soruya yanıtı, hayır. Söylenildiğinin aksine, balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıf. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz.
14- Çok az yaÄŸ yemek mümkün mü?: Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yaÄŸa gereksinim duyar. Özel olarak yaÄŸ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iÅŸ görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yaÄŸlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahip. Her ne kadar çoÄŸu uzman günlük kalori miktarının yüzde 15′inin yaÄŸdan karşılanması gerektiÄŸi görüşünde birleÅŸse de, yapılan son araÅŸtırmalar, yüzde 10′un da yeterli olduÄŸunu gösteriyor.
15- Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?: Kötü gününüzde olsanız dahi, dayanılmaz olmanızın sebebi, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi de azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyve veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar var.
16- Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli mi?: Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır.
17- Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?: Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek sebebinin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu gösteriyor. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılıyor.
18- Izgaranın kansere yol açtığı doğru mu?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, direkt olarak hayır; ama kanser riskini arttırdığı doğru. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu biliniyor. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösteriyor. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikro dalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmak.
19- Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mı?: Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa. Diyetisyenler, yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyor.
29.01.2010
Sonraki Yazılar
Önceki Yazılar