Kategori 'Kadınca'

Aşırı kıllanma hastalığı

Hirsutism (aşırı kıllanma) kadınlardaki kılların aşırı artmasına verilen durumdur.

Kadınlarda hirsutism var denilebilmesi için hangi bölgelerde kıllanma görülmesi gereklidir?

Bu kıllanma erkek tip kıllanma, yani bıyık ve sakal bölgesinde kıllanma görülmesi ve kol ve bacaklarda da kılların normalden kalın olması şeklindedir.Bu durumda göğüs bölgesinde ve cinsel bölgenin dışındaki karın ve kalça bölgesinde kıllanma vardır.

Hangi durumdabir kadında hirsutism var, hangi durumda kıllanmanın düzeyi normaldir denilebilir?

Bu durum kültürel ve ırksal faktörlere göre değişebilir. Ama hirsutismus oldukça yaygındır. Hirsurism genellikle ailesel ve genetik orijinlidir. genellikle bu tip ailelerde herkez kıllı olduu için bu durum normal kabul edilir. Ama bazı toplumlarda da bu durum istenmeyen bir hadisedir.

Hirsutismus hormonal faktörlere bağlı olarak mı gelişir?

Bazı hirsutismi bulunan kadınlarda hormonlar(testesteron_erkeklik hormonu) artmasına rağmen, çoğu kadında hormon seviyeleri normaldir. Bu kadınlarda kıl kökleri çok az miktarda hormona aşırı duyarlıdır. Bu durumda kıllar hızlı uzar ve kalındırlar. Kıllanma genellikle ergenlik döneminde başlar ve yaşlandıkça artar.

Hastalara hormon testleri yapılmalı mıdır?

Hirsutismin yüksek hormon düzeylerine bağlı olup olmadığını saptamak için kanda hormon düzeylerine bakmak gerekir.

Hormonlardaki yükseklik hangi durumlarda oluşur?

Beyinde hormon salgılayan hipofiz bezi ve böbrek üstü bezindeki tümörler hormon tahlilllerinde yükselmeye neden olur. Kandaki prolaktin ve kortizol düzeylerine de bakılmalıdır.

Hormon tehlillerinden başka tetkik yapılması gerekir mi?

Yumurtalıklarda polikistik over sendromu olup olmadığını anlamak için ultrasonografi yapılmalıdır.

Hirsutism hangi fiziksel yöntemlerle tedavi edilrebilir?

Tedavide kalıcı olmayan bazı yöntemler uygulanabilir.

Kalıcı olmayan bu yöntemler nelerdir?

  • Kılların rengini açma: Kılların renginin çeşitli kimyasallarla azaltılması kılları daha az belirgin hale getirir.
  • Depilatör kremler: Bu kremler perma solüsyonlarında bulunan thioglikolat içerirler. Bu kremler kıllı alana sürülüp 15-30 dakika bekletilmelidir. Sonra krem silindiğinde kıllarında kremle birlikte döküldüğü görülecektir. Bazen bu kremler cildi tahriş edip dermatite yol açabilirler.
  • Traşlama: traşlama işleminin günde 2 kez yapılması gerekbilir. traşlam olayaı kılları kalınlaştırmaz.
  • Ağda: Ağda işlemi 6 haftada bir tekra edilmelidir.
  • Epilady: Bu cihazlar kılı çekerek etkili olurlar.

Kalıcı yöntemler nelerdir?

  • Elektrolisis/termolisis: Bu yöntemle kıllar kalıcı olarak ortdan kaldırılabilir, fakat bu uzun sürer. İnce kişiye özel steril bir iğne kıl köküne sokulur minimal düzeyde bir elektrik akımı verilir, bu akım ısıya dönüşerek kılı harap eder. Küçük alanlara bir kaç haftada bir uygulamulanana yapılır. Uyulanacak alan çok geniş ise işlem maliyeti artar. Uygun yapılmayan tedavi ile iz kalabilir.
  • Lazer tedavisi: Sozamanlarda uzun dalga boylulaserler epilasyon yöntemi olarak kullanılmaktadır. Zaman geçtikçe bulaserlerin etkinlikleri daha net olarak belli olacaktır.

 

Fiziksel epilasyon yöntemlerinin yan etkileri nelerdir?

Ağda, traşlama gibi yöntemlerle folikülit gelişebilir. Bu durumda tedavi edilen kıl kökleri iltihaplıdır ve ağrılı sivilce benzeri bir oluşum meydana gelir. Folikülit haftalarca sürebilir. Bu durumda işlem en azından kısa bir süre durdurulmalıdır.

Hirsutismus medikal olarak nasıl tedavi edilir?

Hormon tedavisi: Orta ve şiddetli düzeyde hirsutismi buluna bayan hastalarda antiandrojen maddeler içeren ilaçlar kullanılır. Nu ilaçlar erkeklik hormonları iel karşı etkileşime girerler. Bir çok olguda kıl uzam süresi yavaşlar, kıllar daha ince ve daha az görünebilir hal alır. Belirgin iyileşme görülmesi için 6-12 ay geçmesi gerekir ve tedavi yıllarca sürdürülmelidir.

Bu hormon ilaçları nelerdir?

  • Spironolakton: 50-200 mg dozunda aşırı kıl gelişimini yavaşça azaltır. Bazen doğum kontrol haplarıyla birlikte kullanılabilir. Yan etki olarak göğüslerde hassasiyet ve adet düzensizliği yapabilir.
  • Doğum kontrol hapları: Bir çok düşük doz kombine haplar faydalı olabilmesine rağmen, Diane 35 özellikle spesifik antiandrogenik aktiviteye sahiptir. (erkeklik hormonu karşıtı etki) Bu haplar siproteron ve östrojen içerirler. Yan etki olarak özellikle ilk aylarda adet dönemleri arasında kanama, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı yapabilir. Doğum kontrol hapları her kadın için uygun olmayabilir.
  • Siproteron: Adet siklusunun ilk on günü 50-200 mg dozda doğum kontrol hapları ile birlikte kullanımı oldukça etkilidir. Kilo artışı, depresyon ve libido kaybı yapabilir.

Hirsutismin tedavisini hangi branş uzmanları yaparlar?

Eğer hirsutisminiz var ise muhakkak dermatoloji, jinekoloji veya endokrinoloji uzmanlarına başvurmalısınız.

Yorum Yazın 31.07.2010

Düğün öncesi yapılan estetikler

Düğün günü, kadın ve erkekler içinde hayatlarında tüm gözlerin üzerlerinde olduğu en anlamlı gün. Evlenecek çiftler başta botoks ve dolgu olmak üzere, diş beyazlatmadan belini inceltmeye kadar, düğünden önce birçok operasyona ‘evet’ diyor. Bu özel güne hazırlıkta çiftlerin hangi cerrahi ve medikal müdahaleleri ne zaman tercih edip yaptırmaları gerektiğini Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Orhan Murat Özdemir açıklıyor.

Bembeyaz dişlerle ‘Evet’ demek için FDA onaylı Zoom 2 tercih ediliyor

Düğün gününüz belki de en çok gülümseyeceğiniz gün. Bu günü bembeyaz dişlerle karşılamak isteyenler kliniklerin kapısını çalıyor. Diş beyazlatma, gülme estetiğinde en hızlı yanıt alınan uygulama olmakla birlikte, doktor kontrolünde yapılması gereken, profesyonel görüş gerektiren özel bir uygulama. Özgüveni artıran, kişinin kendini daha rahat hissetmenizi sağlayacak 45 dakikalık bu uygulama en az iki yıl (doktor önerilerine uyulduğu takdirde) kalıcılık beyazlık getiriyor. Murat Özdemir; ArtPlast’ta FDA Onaylı Zoom 2 sistemini tercih ettiklerini, bu yöntemin diğer beyazlatma yöntemlerine göre minimum hassasiyet, maksimum beyazlatma ve maksimum kalıcılık sağladığı için en güvenli seçenek olarak tercih edildiğini ve evlilik planları öncesi en sık tercih edilen uygulamalar arasında olduğunu belirtiyor.

Kepçe kulak operasyonu ile gönül rahatlığıyla gelin topuzu yaptırabilirsiniz

Çocuk yaşlarda yapılması tavsiye edilen kepçe kulak operasyonları ülkemizde 20 yaş civarı daha sık yapılıyor. Bunu ailelerin problemin farkına geç varışı, operasyon kararını geç alışı ile açıklayan Özdemir; kepçe kulak ameliyatlarının büyük çoğunluğunun lokal anestezi altında rahatlıkla yapılabilen bir ameliyat olduğunu, genellikle 1.5-2 saat süren operasyon sonrası kişinin ayağa kalkıp dolaşabileceğini, eve gidebileceğini belirtiyor. Operasyon yaptıranlar iş hayatlarına 4-7 gün içinde dönebiliyor. Düğün öncesi tüm gözlerin üzerlerinde olacağı gelin ve damat adaylarının erteledikleri bu kulak operasyonunu yaptırdıklarından bahseden Özdemir, bu operasyonun diğer hazırlıkları da aksatmaması adına düğüne en az üç hafta kala yapılmasını tavsiye ediyor.

Düğün ve balayı öncesi botoks ve dolgu yaptıranlar artıyor

Düğünden birkaç gün önce bile yaptırabilen botoks ve dolgu işlemleri hem kadınlar hem de erkekler tarafından en çok tercih edilen kolay işlemlerden biri. Özellikle düğünden 10 gün önce yaptırılmasının uygun olduğunu belirten Op. Dr. Orhan Murat Özdemir, botoksun kırışıklık tedavisindeki kullanımının dışında terlemeye engel olmak için yapılan cerrahi olmayan pratik bir işlem olduğunu vurguluyor.

Dekolte için göğüs estetiği…

Her kadın hayali olan gelinliği daha iyi taşıyabilmek, daha güzel görünmek ister. Bu konuda desteğe ihtiyacı olduğunu düşünenler, gelinlik dekoltesi için meme operasyonunu tercih ediyor. Dr. Özdemir “İstenilen gelinliği rahatça taşımak isteyenler; meme hacmi yeterli değilse meme protezi, memelerinde sarkma durumu söz konusu olan kişiler ise meme dikleştirme ve toparlama işlemlerini tercih ediyor.” diyor. Göğüs büyütme ve dikleştirme operasyonlarının düğüne en az bir ay kala yaptırılması tavsiye ediliyor ve gündelik hayata dönüş için 7-10 gün süre veriliyor.

Beğendiği gelinliğe sığmak isteyenler bel ve basenlerini vaser liposelection ile inceltiyor

Dr. Murat Özdemir, ArtPlast’ta uyguladıkları Vaser Liposelection’ın sadece yağ hücrelerini hedef alan, diğer dokulara zarar vermeyen bir yağ alma işlemi olduğunu ve ayak bileğinden boyuna kadar hemen tüm bölgelere uygulanabildiğini belirtiyor.

Sonuçları ve güvenilirliği açısından özellikle kontur problemi olan hastalarına bu yöntemi önerdiğini, iyileşme sürecinin kısalığı ve liposuction ameliyatları sonrası görülebilen düzensizlikler, çökmelerin Vaser Liposelection sonrasında görülmemesi, ağrı, sızı ve morluklarınsa çok daha az oluşması bu yöntemin düğün öncesi tercihini artırıyor. Özellikle hareketli bir dönem geçiren ve düğün ertesi balayını deniz tatili ile değerlendirecek olanlar kontürünü bu yöntemle düzeltiyor.

Göğüsleri büyük olan erkeklerin basit bir işlemle bu görünümden kurtulması mümkün…

Erkek meme dokusunun aşırı büyümesi olarak tanımlanan jinekomasti birçok nedene bağlı oluşabiliyor. Erkeklerde % 50-60 oranlarında görünen fakat çözümü pek bilinmeyen bir rahatsızlık olan Jinekomasti’yi Murat Özdemir “yaklaşık 1-1,5 saat süren, hastanın gündelik aktivitelerinde çok fazla değişiklik yaratmayan ve iz bırakmayan cerrahi bir girişim” olarak tanımlıyor. Daha çok yağ aldırma yöntemi olarak bildiğimiz liposuction; jinekomasti tedavisi için de kullanabiliyor. Bu işlem sonucu erkekler yaklaşık 1 ay içinde kusursuz bir görünüme sahip olup günlük yaşantılarına devam ediyorlar.

Yorum Yazın 17.06.2010

İdrar yolu ağrı nedenleri

İdrar yolu enfeksiyonu; idrar yollarının bakteriler tarafından istilası sonucunda ortaya çıkan bir reaksiyondur. Yeni doğan dönemi hariç, idrar yolu enfeksiyonları kadınlarda erkeklere göre çok daha sıktır. Özellikle genç kadınlarda bu farklılık otuz kat artabilir. Kadıköy Şifa Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Günhan idrar yolları enfeksiyonu hakkında bilinmesi gerekenleri derledi.

Bakteriler idrar yollarına; kan, lenf ve de en sıklıkla “üretra” dediğimiz dış idrar deliğinden direkt olarak ulaşırlar. Enfeksiyonlara birçok neden yol açmakla birlikte, korunmasız cinsel ilişkiler, taş hastalıkları, kateter ve uzun süreli antibiyotik kullanımları sıklıkla karşılaştığımız sebepler arasındadır.

İdrar yolları enfeksiyonlarını üst ve alt üriner sistem enfeksiyonları şeklinde sınıflandırmak mümkün. Böbrek enfeksiyonları (akut piyelonefrit) üst grupta düşünülerek; titremeyle yükselen ateş – genellikle ateş 38C üzerindedir – bulantı ve kusma ve şiddetli boşluk ağrısı belirtileri ile ortaya çıkarlar. Mesane ( sistit) ve prostat enfeksiyonları (prostatit) ise alt üriner sistem grubunda olup, akut fazlarına ateş de eşlik eder. Bunun yanı sıra, idrar yaparken yanma, sık ve az idrar yapma, idrar hissi ve kanama sıklıkla karşılaşılan belirtilerdir.

İdrar yolları enfeksiyonların teşhisinde başlangıç olarak – eğer tekrarlayıcı ve komplike sistit düşünülmüyorsa (özellikle kadınlarda) hastanın hikayesi, genel muayene, tam idrar tahlili ve / veya idrar kültürü yeterlidir. Aksi takdirde radyolojik ve kan tetkikleri de eklenmelidir.

Tedavide prensip; enfeksiyona yol açan sebepler ortadan kaldırılmalıdır. Komplike olmayan bir sistit ve prostatit olgusunda antibiyotik kullanımı yeterlidir. Süresi ve dozunu hastaya göre ayarlanmakla birlikte, en az 4 -6 hafta olarak planlanmalıdır. Akut piyelonefrit olgularında ise hasta öncelikle hastaneye yatırılmalı, genel durumu düzelene kadar desteklenmeli ve yakın takibi yapılmalıdır. Antibiyotik süresi ise genellikle 2 – 4 hafta arasında olmalıdır. Akut prostatit ise nadir rastlanılan bir durum olup, genel olarak bağışıklık sistemi bozuk, diyabetik hastalarda prostat biyopsisi sonrasında görülür.

Koruyucu yaklaşımlar arasında – özellikle tekrarlayıcı ve inatçı üriner yol enfeksiyonlarında – düzenli doktor kontrolleri, gereksiz ilaç kullanımından sakınma, bol su alımı, pamuklu iç çamaşır seçimi, bayanlarda vajina içini gereksiz yere sabunla yıkamadan kaçınma yer almaktadır.

Yorum Yazın 17.06.2010

Bebek planları yapanlar için bilgiler

Henüz çocuk istemiyor ama anne ya da baba olup olmayacağınızı da merak ediyorsanız yaptırabileceğiniz testler var.

Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin 2’nci veya 3’üncü gününde PSH hormonuna baktırmak en temel doğurganlık testleri olarak kabul ediliyor.

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bir yıl korunmasız ilişki sonrasında çocuk sahibi olamama durumu ‘infertilite’ olarak kabul ediliyor ve hekime başvurmak gerekiyor.

Belirti yoksa gerek yok

Ancak günümüzde insanlar doğurganlıklarının düzeylerinin ne olduğunu, kalıcı partnerleri olmadan, çocuk istemeden dahi merak edip, öğrenmek istiyor.

Olaya tıbbi olarak yaklaşıldığında, eğer hiçbir infertilite belirtisi yoksa herhangi bir test yaptırmak önerilmiyor ama kişi illaki merak ediyor ve öğrenmek istiyorsa da, erkekte ve kadında uygulanabilecek testler mevcut.

Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin ikinci veya üçüncü gününde PSH hormonuna baktırmak en temel doğurganlık testleri olarak gösteriliyor.

Doğurganlık kapasiteleri farklı

İnsanların doğurganlık kapasiteleri birçok nedene bağlı olarak değişebiliyor.

Bir kadın üst üste hamile kalabiliyorken, bir diğeri hiç hamile kalamayabiliyor. Aynı şey erkekler için de geçerli ve spermin yapısı, hareketliliği, sayısı gibi birçok neden, doğurganlık seviyesini etkiliyor.

Ancak üzerinde durulması gereken konu, çocuk sahibi olmak için tek başına bir kadının doğurganlık kapasitesinin yeterli olmadığı ve erkekle kadının birlikte değerlendirilmesi gerektiği…

Aslında infertilite ya da çocuk sahibi olamama bir kesinlik durumu olarak ifade edilmiyor. Araştırmalar, infertilite teşhisi konmuş kişilerin üçte birine yakın kısmının zaman içinde çocuk sahibi olduğunu gösteriyor.

2-3 günlük cinsel perhiz

Çocuk sahibi olması için bir çiftin 3 faktöre ihtiyacı var. Bunlardan biri sperm, diğeri yumurta, üçüncüsü de spermle yumurtanın birleşmesini sağlayacak normal bir anatomik ortam. Bu da tüplerin açık veya kapalı olmasına bağlı.

Son olarak da embriyonun yapışıp gelişeceği normal bir rahmin olması gerekiyor. Doğurganlık testleri de bunlara bağlı olarak yapılıyor.

Erkekler için testlerin son derece basit olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydın Arıcı, sperm analizi sonucunda son derece geniş bir bilgiye ulaşmanın mümkün olduğunu belirterek, şu bilgileri veriyor:

“Bu testin 2-3 günlük bir cinsel perhizden sonra, yani en son ejakülasyonun (boşalmanın) üzerinden 2-3 gün geçtikten sonra yaptırılmasını öneriyoruz. Spermlerin hareketliliğine bakıyoruz ve en az yüzde 60’ının hareketli olmasını istiyoruz. En önemli faktörlerden biri de spermlerin şekli. Test için herhangi bir erkeğin spermine bakıldığında sperm hücresinde doğal olarak yüzde 40’a yakın şekil anormallikleri vardır. Çift başlıdır, çift kuyrukludur, iri başlıdır, küçük başlıdır, eksik kuyrukludur gibi… İşte bunların sayısı artarsa infertiliteye sebebiyet verirler. Sperm hacminin çok az ya da çok fazla olması da doğurganlığın zor olmasına neden olur.”

Kadın testleri daha zor

Asıl üretkenliğin merkezi kadınlar olduğu için, onlara uygulanacak testler de biraz daha detaylı…

Kadınlarda öncelikle yumurtlama fonksiyonları araştırılıyor. Normal olarak her kadının 28 günlük adet döneminde 14’üncü gün yumurtlamanın gerçekleşmesi gerekiyor.

Bu noktada hormonal değişiklikleri saptamak için gerekli testler yapılıyor.

Testlerden ilki, adetin 3’üncü günü yapılan kan testi. Bu dönemde östrojen en düşük düzeye indiği için yumurtalıktaki yumurta rezervi kolaylıkla tespit edilebiliyor.

Adetin 3’üncü günü hem östrojene bakılıyor hem de yumurtalığın fonksiyonunu kontrol eden PSH hormon testi yapılıyor.

Ayrıca, yumurtlamayı da etkileyen, ama aslında göğüslerden süt üretimini kontrol eden prolaktin hormonu da test ediliyor.

Ayrıca hem genel sağlık açısından, hem de gebelik ve yumurtalık açısından son derece önemli bir hormon olan troid hormonuna, TSH’ya bakılıyor.

Prof. Arıcı, bunlara ek olarak 14’üncü gündeki yumurtlamadan bir hafta sonra yani 21’inci günde yumurtlama olup olmadığını anlamak için, progesteron hormonuna da bakılmasında yarar olduğunu hatırlatıyor.

Bu testler net bir şekilde yumurtlama fonksiyonunun normal olup olmadığını, yumurtalık rezervlerinin ne kadar kaldığını ve bu konuda yapılması gerekenleri açıklıyor.

Eğer bu noktalarda sorun tespit edildiyse de ilave olarak yapılması gereken bazı testler bulunuyor.

Yorum Yazın 12.06.2010

Kadın üreme organları

Kadın üreme organları dış genital organlar ve iç genital organlardan oluşur. Vajen açıklığını çevreleyen iki büyük deri kıvrımına labia majora (büyük dudaklar) adı verilir. Bunlar yağ dokusu, ter bezleri ve kıl kökleri içerir. Labia minoralar (küçük dudaklar) labia majoraların iç kısmında bulunan bağ dokusu ve kan damarlarını içeren ince deri kıvrımlarıdır. Klitoris cinsel aktivite sırasında kanla dolarak setleşen dokulardan oluşur. Himen (kızlık zarı) vajen açıklığının dış kısmını kaplayan ince bir zardır. İç genital organlar vajen, rahim, fallop tüpleri (üreme kanalları) ve yumurtalıklardan oluşur. Vajen vulvadan rahme ulaşan yaklaşık 7-9 cm uzunluğundaki pasajdır. Elastik olduğu için cinsel ilişki ve doğum sırasında gerilebilir. Rahim armut şeklinde bir yapıdır, gövde ve rahim ağzından oluşur. Rahmin içi endometrium adı verilen ve her adet kanaması ile dökülen bir tabaka ile kaplıdır. Fallop tüpleri (üreme kanalları) rahim ve yumurtalık arasındaki yapılardır. Aşağı yukarı 10 cm uzunluğundaki bu yapılar yumurtanın rahme ulaşmasını sağlar. Döllenmiş yumurtanın ilk gelişimi tüplerde gerçekleşir. Yumurtalıklar kanalların her iki yanında yer alan içlerinde bir çok yumurta içeren, östrojen ve progesteron gibi hormonları üreten yapılardır.

Bir kadının yumurtalıklarında kaç yumurta bulunur?

Kız çocuğu doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta bulunur. Doğumdan sonra yumurta üretimi olmaz. Doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede bu yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. Yumurtalıklardaki yumurtaların dejenere olmasını sigara, ilaç, radyasyon ve çevresel faktörler arttırabilir. Yumurtalar çok azaldığında menopoz başlar.

Yorum Yazın 12.06.2010

Gebeliğin oluşma evreleri

Erkek çocukta, spermler testisler de (erkek yumurtalıkları) ergenlik çağının başlangıcı ile üretilmeye başlar.

Tüm spermler başlangıçta testislerin bir bölümünde hareketsiz bir şekilde depolanırlar. Daha sonra testislerin alt bölümüne geçen bir grup sperm orada olgunlaşarak hareketlilik kazanır ve özel kanallardan geçerek, çeşitli sıvılarla karışıp, cinsel ilişki esnasında vajinaya boşaltılan ejekulatı, (meni) (sperm+sıvı bileşimini) oluştururlar.

Erişkin çağında insanoğlunun her cinsel birleşmesinde vajinaya ortalama 2-2.5 mililitre hacminde (mililitrede ortalama 70 milyon sperm bulunan) ejekülat boşalır.

Tek bir spermin kadın yumurta hücresini dölleyeceği göz önünde bulundurulursa, her cinsel ilişkide 100-150 milyon spermin vajinaya bırakılması, yumurta hücresinin döllenme şansını arttırmak için olduğu açıktır.

Spermlerin büyük bir kısmı ilişki sonrası vajinadan dışarı dökülür. Küçük bir kısmı spermlerin yaşaması için uygun ortam olan servikal kanala.(rahim ağzındaki kanal) girmeyi başarabilir(şekil). Bunların bir kısmı servikal (rahim ağzı) kanal girintilerine, bir kısmı da rahim boşluğundaki girintilere takılıp hedefe ulaşamazken, bir kısmı da yumurta hücresinin yanından geçerek karın boşluğuna dökülür.

Kadının yumurtlama gününe denk gelen cinsel ilişkide 100-150 milyon adet olarak yola çıkan spermlerden yalnız 200 tanesi yumurta hücresine ulaşmayı başarır. Bunlardan sadece bir tanesi bu engelli yarışmayı kazanıp kadının yumurta hücresinin içine girip döllenmeyi gerçekleştirir.

Döllenen yumurta tüpler yolu ile rahim içine gelip rahim içini döşeyen, gebelik için tüm hazırlıklarını yapmış tabakaya (endometriyum) yuvalanır.

Bu yuvalanma esnasında bazen lekelenme tarzında, bazen de bir adet kanamasını miktar ve süre olarak taklit eden vajinal kanama olur. Her yuvalanma işlemi esnasında vajinal kanama olması beklenmez. Bu kanama hastanın doktora yanlış son adet tarihi beyan etmesine neden olur. Bu olaya halk arasında üste/üstüne görme olarak denir.

Unutulmamalıdır ki her cinsel ilişki hamilelik ile sonlanmaz. Normal sağlıklı çiftlerin korunmadan cinsel birlikteliği ile gebe kalma şansları ilk ay %25, ilk altı ay içinde %60, on iki ayda %80 ve 18 ay gibi bir süre içinde %90 dır.

Yorum Yazın 12.06.2010

Hamile kalmak isteyenler için öneriler

İstediğiniz zaman hamile kalamamış olmanız mutlaka bir probleminiz olduğunu göstermez. Çiftlerin %80′i bir yıl deneme sonunda, %10′u ise ikinci yılın sonunda hamile kalmayı başarabiliyorlar.

Yumurtlama döneminizi hesaplayın.

Eğer bebek sahibi olmak istiyorsanız, yumurtlama döneminizi bilmeniz size yardımcı olacaktır.Böylece hamile kalabilme şansınız yükselecektir.

Bazal Vücut Isınızı kontrol edin

Yumurtlama döneminde,hormonal değişiklikler sebebiyle,vücut sıcaklığınızda 0,5 ile 1,6 derece arasında artışlar görülür.

Yumurtlama olduktan sonra vücut ısısı önce hafifçe düşer, progesteron hormonu salgısıyla birlikte tekrar yükselir. Böylece hamile kalma ihtimalinizin düşük ve yüksek olduğu günleri belirleyebilirsiniz.

Hamile kalmak istediğiniz günden itibaren vücut sıcaklığınızı düzenli şekilde ölçüp not edin.Böylece her ay hangi günlerde doğurganlığınızın arttığını öğrenmiş olursunuz.

Bazal vücut ısısı sabah uykudan uyanıldığında ölçülmelidir. Dereceyi dilinizin altına yerleştirip 5 dakika bekleyin.(Eğer dijital dereceyse sinyal sesini bekleyin)

Kilonuza dikkat edin

Normal kiloda olmanız hem hamile kalmanızı kolaylaştıracak hem de rahat bir hamilelik dönemi geçirmenizi sağlayacaktır.

Sıkı giyecekler giymeyin (Erkekler için)

Sıkı giyecekler yüksek ısıya sebep olduğundan sağlıklı sperm gelişimini engellemektedir. Aynı olay uzun süre kalınan sıcak banyo için de geçerlidir.

-Folik Acid

Günde 400 mcg. Folik Acid alın.

-Alkolden ve sigaradan uzak durun

Yapylan araştırmalar,alkol ve sigaranın kadın doğurganlığını %50 azalttığını ve erkeğin sperm kalitesini ve sayısını düşürdüğünü ortaya koymaktadır.

Stresden uzak durun.

Stres doğurganlığı olmsuz yönde etkilemektedir.

Pozisyonun önemi

Bilimsel olarak tam olarak ispatlanmamış olsa da,erkeğin üstte olduğu pozisyonun spermin rahime daha kolay yerleşmesini sağladığı görüşü yaygındır. Ayrıca ilişkiden sonra kadının hemen kalkmayıp bir süre yatakta sırt üstü yatması da tavsiye edilir.

Yorum Yazın 11.06.2010

Hamilelik öncesi bakım

Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek her anne ve babanın özlemidir. Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yolu onu önceden tasarlamaktır. Konuyla ilgili olarak yeterli bilgiye sahipseniz hamile kalma olasılığınızda artabilir ve daha rahat bir hamilelik dönemi geçirirsiniz. Anne adaylarının hamilelik dönemini sorunsuz geçirmeleri ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirmeleri için hamilelikten öncede bir takım kontrollerin yapılması gerekir. Hamilelik öncesi nelere dikkat etmeliyiz, neleri gözden geçirmeliyiz?.

GEBELİK ÖNCESİ BAKIM ve YAPILMASI GEREKEN TESTLER ;

Gebelik takibinde amaç, annenin problemsiz bir gebelik geçirmesini ve sağlıklı bir bebek doğurmasını sağlamaktır. Bu nedenle gebelik oluşmadan önce anne adayının tıbbi, sosyal açılardan ve maruz kaldığı çevresel faktörler yönünden değerlendirmesini yapmak gerekir.

Yaşam Tarzı

Sigara, alkol kullanımı, herhangi bir nedenle alınan ilaçlar sorgulanmalıdır. Bunlar gebelikte zararlı olabileceği gibi, gebelik oluşmasını geciktirici yönde de etki yapabilirler.

Laboratuar Testleri ;

Gebelik Öncesi Yapılması Önerilen Testler ;

1- TSH
2- Tam kan sayımı
3- Kan grubu
4- Antikor testleri: a- Rubella (kızamıkçık)
b- Su çiçeği
c- Hepatit

TSH: Tiroid bezi (guatr) ile ilgili bir problem olup olmadığının araştırılması açısından en basit testtir.

Tam kan sayımı ve kan grubu: Anemi olup olmadığının saptanması açısından önemlidir. Anemi varsa gebelikten önce araştırılmalıdır.

Kan grubu tayini de önemli ve kan uyuşmazlığı olup olmadığının belirlenmesi için gereklidir.

Antikor testleri: Anne adayının geçirdiği hastalıkların araştırılmasına yöneliktir.

Rubella (kızamıkçık) gebeliğin ilk 3 ayında geçirildiğinde fetal ölüm veya fetusta kalb, sinir sistemi, göz ve işitme ile ilgili ciddi anomalilere neden olabilir. Kızamıkçık infeksiyonunun 1/3′ü sessiz seyreder ve tanı konulamaz. 1969 yılından itibaren aşının kullanıma girmesiyle oldukça azalmıştır. Hastalık geçirmemiş anne adaylarının gebe kalmadan aşılanmaları önerilmelidir. Canlı virüs aşısıdır ve aşı yapıldıktan sonra 3 ay gebe kalmamaları gerekmektedir.

Su çiçeği çok bulaşıcı bir virüstür. Genellikle çocukluk çağında geçirilir ve yaşam boyu bağışıklık bırakır. Eğer gebe bir kadın ilk 3 ayda su çiçeği geçirirse bebekte anomali olasılığı artmaktadır. Bağışık olmayan anne adaylarının aşılanmasında yarar vardır. Aşı iki dozda ve 4-8 hafta ara ile yapılmaktadır. Son aşıdan sonra en az 1 ay korunmalı ve gebe kalınmamalıdır.

Hepatit: Tüm gebelerde hepatit B taraması gereklidir. Hepatit B taşıyıcısı olan annelerden bebeklerine geçiş olasılığı yüksektir. Hepatit B taşıyıcı gebelerin bebeklerine doğumdan sonraki 12 saatte aşı ve koruyucu immün globulin yapılmalıdır.

Yorum Yazın 11.06.2010

Bebek isteyenler için cinsellik

İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

Uygun zaman

Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.

İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken “bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir” şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassastır.

Uygun Şekil

Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükürük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH’ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

İlişki sonrası

Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

Vajina dışarıdan kullanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır. (Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez. İlişki öncesi yapılan duş vajen pH’ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

Özet

Gebe kalmayı planladığız da 3 ay öncesinden korunmayı bırakın

Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun

Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin en az 48 saat boşalmaması gerektiğini unutmayın

Sabah erken saatte ilişkide bulunun

Kayganlaştırıcı kullanmayın

Hiçbir zaman ve asla vajinal duş yapmayın

Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin

Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun

Su altında ilişkide bulunmayın

İlişki sonrası erkek 1-2 dakika geri çekilmemeli, kadın ise 20-30 dakika yatar pozisyonda kalmalıdır.

Yorum Yazın 11.06.2010

Erkeklerdeki cinsel sorunlar

1-Cinsel isteksizlik

Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans (becerememe) sıkıntısı ve sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için başvurmaları daha sık görülür. Bu sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında yaygın olarak inanılan ve “gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve her koşulda seksi yapabilmesi” ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da depresyondan kaynaklanmaktadır.

2-Sertleşme sorunu-Ereksiyon sorunu: (Empotans)

Cinsel ilişki için gerekli ve yeterli sertleşmeyi sağlayamama ve/veya sürdürememe olarak tanımlanır.

Yaşla bu sorun artar ancak yaşlanmanın mutlak sonucu değildir. Sosyal, psikolojik ve bedensel yaşama ciddi olumsuz etkileri olabilir. Türkiye de 40 yaş üzeri erkeklerin %69’u bu sorunu kısmen ya da tamamen yaşamaktadır. Genel nüfusta bu oran %10-20 civarındadır.

Risk faktörlerinin en önemli ve sık olanları:

Yaşlanma

Damar sertliği

Şeker hastalığı

Kalp, böbrek, Karaciğer hastalıkları

Bazı ameliyatlar

Omurilik yaralanmaları

Uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı tıbbi ilaçlar

PSİKOLOJİK sorunlar: aşırı stress (özellikle işe bağlı), depresyon, kötü bir çocukluk dönemi, cinsel bilgisizlik, geçmişte yaşanmış cinsel taciz, genelev yada benzeri deneyimdeki başarısızlık, eş ile yaşanan uyumsuzluk olarak sıralanabilir.

Sertleşme sorunum fizikselmi yoksa psikolojikmi?

Sertleşme sorunu olan ve sorunun psikolojik olduğunu düşünen kişiler doktora başvurduğunda sorunun gerçekten psikolojik çıkma olasılığı yüksek.

Uzun süreli bir hastalığınız, ilaç kullanım öykünüz yoksa sorununuz aniden başladıysa, sabah sertlikleriniz varsa sorununuz büyük olasılıkla psikolojik!!!!

Ancak çoğu durumlarda ayırım yapmak oldukça güç

Örnek: Toplumuzda ki yaygın kanının aksine şeker hastalığında cinsel sorunlar çoğunlukla hastalığın çok ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Ama bazı erkeklerin bu olasılığı duymaları bile onlarda cinsel sorun yaratabilir. Bu şartlarda sorun psikolojik kabul edilir.

Bir erkek her ortamda ilişkiye girmeli (havada, karada denizde), tanımadığı bir kadınla her ortamda bu işi yapmalı, seksi erkek adam başlatır. Erkek seksi hiçbir ortamda reddetmemeli. Bu gibi erkeğin beynine işlenmiş yanlış inanışlar, aslında erkek cinselliğinin en büyük düşmanıdır. Örneğin aşırı alkollüyken bir kez başarısız olmuş bir erkek için yukarıdaki yanlış inanışlar geçerli ise artık her ilişki erkekliğini sınamak için bir sınav haline dönüşür. Kişi artık cinselliğin çekiciliğinden çok bu işi nasıl yaptığına odaklanır ve sorunu devam eder gider.

Benzer şekilde yaşlılığa yada fiziksel sorunlarına bağlı olarak sertliği biraz azalan erkek eğer kadını ancak çok sert (taş gibi) bir penisle tatmin edebileceğine inanıyorsa, bu inancın doğuracağı sıkıntı onun elindekini de kaybetmesine ve cinsellikten kaçmasına neden olabilir.

3-Erken Boşalma:

Bu sorunun tam tatmin edici bir tanımı yoktur; bazı yazarlar erkeğin eşini tatmin edemeden boşalmasını erken boşalma olarak kabul etmişken, çoğunluğu erken boşalmayı penisin henüz ilişkiye girmeden ya da girdikten hemen sonra boşalmasını erken boşalmanın tanımı olarak kabul etmektedir. Erkeklerin üçte biri erken boşalmaktadır ancak anlaşıldığı kadarıyla bunu sorun edenlerin sayısı oldukça azdır, çünkü toplumda daha az görülmesine rağmen bizlere başvuran erkeklerin çoğunluğu ereksiyon yani sertleşme sorunları yaşayanlardır.

Bu sorunu yaşayanların öykülerinde çoğunlukla hızla ve suçlulukla yapılan mastürbasyon vardır.

Eşin haklı olarak erken boşalmadan şikayetçi olması erkeğin stresini daha da arttırır ve sorun daha fazla sürer ve kısırlık, eşler arası evlilik sorunları gibi sorunlar yaşanır.

Erken boşalma yaşayanlar çoğunlukla dikkatini başka yere verme, geciktirici krem kullanma gibi yöntemlere başvururlar ancak bu sorunu çoğunlukla çözmediği gibi, alınan zevki de büsbütün azaltmaktan başka bir işe yaramaz.

Ön sevişme yapmak bu grup için durumu daha da ümitsiz hale getirir. Bu gruptakilerin eşleri çoğunlukla azalmış cinsel istek, orgazm sorunu gibi sorunlar yaşarlar.

4-Geç boşalma:

Nadir görülen bir sorundur. Bunun birkaç biçimi mevcuttur. Bir grup hasta her koşulda (mastürbasyon ve uyku dahil ) geç boşalır, diğer bir grup ilişkiye girer ancak mastürbasyonla boşalır. Üçüncü grup ise oldukça uzun bir ilişki süreci sonucu boşalır. Bu gruptaki erkeklerin çoğunluğu genel hayatlarında oldukça kontrollü yaşamaya çalışan özelliktedirler.

5-Ağrılı boşalma:

Çok nadir görülür fiziksel nedenlerin dışında sıkıntı ile bağlantılı olarak, o bölgenin kaslarının spazmından kaynaklanabilir.

6-Cinsel fobi:

Daha karmaşık ve çoğunlukla çocukluk dönemlerinden kaynaklanan sorunlara bağlı olabilir.

Yorum Yazın 10.06.2010

nceki Yazılar